Charlie Hebdo?nun Bosna Savaşı karikatürleri

Geçtiğimiz hafta islamcı teröristler tarafından saldırıya uğrayan Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo, 90?lı yıllarda yaşanan Bosna Savaşı?na kapaklarında defalarca yer vermişti. Savaş karşıtı bir tutum alan dergi, katliam ve tecavüzleri konu ettiği kapaklarında savaşın vahşetine, Batılı ülkelerin vurdumduymazlığına ve Birleşmiş Milletler?in rolüne -kendi üslubuyla- işaret ediyordu.

Dün bir Boşnak gazetecinin twitter?dan paylaştığı söz konusu karikatürler, çizimlerde ne anlatılmak istendiği anlamaya bile çalışılmadan ?katliam ve tecavüzlerle alay ediliyor? gerekçesiyle mahkum edildi. Ancak işin aslı hiç de öyle değildi.

Bir şeyi doğru anlamlandırabilmek için onu mutlaka kendi bağlamı içinde değerlendirmek gerekiyor. Charlie Hebdo özelinde bu genel kural her zamankinden de fazla geçerli. Zira bu dergi, kendisini en başından beri genel kalıpların dışında konumlandırdı, toplumun normlarının, en çok da politik doğruculuğun sınırlarını zorladı. Dolayısıyla, herhangi bir konuda yayımlanmış Charlie Hebdo karikatürlerini ayıklayıp, ?bakın böyle böyle düşmanlık yapıyorlar? diye ortalığı velveleye vermek anlamsız. Bunun en kristalleşmiş örneğini hiç kuşkusuz Muhammed Peygamber karikatürlerinde gördük. Yalnızca bu karikatürleri inceleyen biri Charlie Hebdo?nun azılı bir İslam karşıtı yayın olduğunu düşünebilir. Bu şekilde bakıldığında Charlie Hebdo?nun konacağı yer Theo van Gogh, Geert Wilders gibi doğrudan İslam karşıtları ya da Pegida gibi ayrımcı hareketler olacaktır. Ancak derginin bağlamı dikkate alındığında mesele oldukça değişiyor. Zira, Charlie Hebdo, İslam üzerine yaptığı sivri komediyi ne Papa?dan esirgiyor, ne de Musevilerden. Çünkü derginin herhangi bir dinle değil din kavramının kendisiyle sorunu var. Derginin katledilen yayın yönetmeni Charb, 2011?deki bir röportajında ?biz İslam?ın da tıpkı Hristiyanlık gibi sıradanlaşmasını istiyoruz? demişti. Burada kasıt, İslam?ı ve diğer dinleri insanla aynı seviyeye indirmek. Charlie Hebdo, bunu toplumun üstünde durmaya çalışan her kuruma yıllardır itinayla yapıyor.

Derginin Bosna savaşıyla ilgili karikatürlerine gelince? Derginin sivri, politik doğruculuğa düşman mizahını bu karikatürlerde de görmek mümkün. Charlie Hebdo, hiçbir konuda tabuları, moda tabirle ?hassasiyetleri? dikkate alan bir yayın olmadı, bunu yapsaydı başka bir dergi olurdu zaten. Bu nedenle hiçbir zaman çok geniş bir kitleye hitap etmedi, katliamdan önce de maddi olarak çok ciddi bir krizin içindeydi zaten. Charlie Hebdo mizahını anlamak zordur, anlasanız da size hitap etmeyebilir. Bazen put kırıcılık ?takıntısı? öyle noktaya gelir ki, ya ne anlatmak istediklerini anlamazsınız ya da söyledikleri rahatsız edici, patavatsız, hatta acımasız gelir. Ama Charlie Hebdo budur. İslamiyet?i değerlendirirken de budur, Hristiyanlığı da, aşırı sağı da, Bosna?yı da ya da başka herhangi bir şeyi de?

Charlie Hebdo?nun Bosna karikatürlerinde olan tamamen bu. Toplumun tartışmaktan kaçındığı şeyleri tabu olmaktan çıkarmayı kafasına takan, bu yolda yanlış anlaşılmayı da hiç dert etmeyen bir tarz. Karikatürlere baktığımızda özellikle ölüm ve tecavüzün, yani savaşın en hassas iki unsurunun özellikle ?sıradanlaştırıldığını? görüyoruz. Bu sığ bir açıdan yorumlandığında insanı dehşete düşürebilecek karikatürler demek. Ancak derginin bağlamı içinde yorumlandığında durum hiç de öyle değil. Katliam ve tecavüz konuları, karikatürlerde sıradanlaştırılarak aslında bu olguların zaten sıradanlaştığı gözler önüne seriliyor ve sıradanlaşmasının eleştirisi yapılıyor.

Toplu mezarın plaj olarak çizildiği karikatürde gönderme doğrudan Mayıs 68?in ünlü sloganı ?Kaldırım taşlarının altında plaj var? cümlesine, zaten karikatürde de kullanılmış. Burada aslında karikatürün alt metni, doğrudan Fransa kamuoyuna, en çok da sola bir eleştiri. ?Burnunuzun dibinde böyle bir olay oluyor ve orada kaldırım taşlarının altında plaj değil mezar var? deniyor. Aslında farklı şekilde verilse gayet güçlü bir politik mesaj, ancak Charlie Hebdo huyu olduğu üzere bunu yapmıyor, toplu mezarın içine tatilciyi yerleştirip karikatürün ?şok değeri?ni verdiği mesajın önüne geçiriveriyor.

Bir çocukla annesinin Noel pazarında resmedildiği ?Bosna?ya Noel geldi bile? karikatüründe de verilen mesaj yine Bosna?da savaşın ne kadar günlük bir olay hâline geldiği. ?O kadar günlük ki, artık hediye olarak ceset parçaları veriliyor? mübalağası var. Yine anlaşılabilir bir mesaj, ancak yine devreye ?şok değeri? giriyor ve çocuk ?ben de Noel Baba?dan bunu istiyordum? diye kıpkırmızı ve kocaman çizilmiş bir penisi gösteriyor. Charlie Hebdo karikatürlerinde penis, zaten çok sık rastlanan bir şok öğesi. O kadar ki geçtiğimiz hafta, hayatta kalan Charlie Hebdo çizerlerinden Louizon, cennette bir meleğin ölen çizerlerden ?buraya gelir gelmez her tarafa çük çizdiler? diye şikayet ettiği bir karikatür yayımladı.

Bosna savaşındaki tecavüzleri konu alan bir karikatür de yine tartışılmaya değer. Karikatürde ?Bosna?da seri tecavüzler? başlığı altında ?Ağır çalışma koşullarına hayır!? diye bağıran (o yılların işçi eylemlerinin bir sloganı bu aynı zamanda) çıplak bir Sırp askeri çizilmiş. Yine bolca penis, vajina eşliğinde. Rahatsız edici mi evet, politik doğrucu mu, sonuna kadar hayır. Ama kesinlikle Boşnakları rencide eden bir mesajı yok bu karikatürün de.

Bir diğer karikatürde de ?Sırplara karşı Birleşmiş Milletler koruma öneriyor? başlığı altında kadınlara prezervatif dağıtan bir BM askeri resmedilmiş. Yine cinsellik üzerinden bir ?şok değeri? var, ama çok sert bir Birleşmiş Milletler eleştirisi de var, ki o dönemde Batı basınında bunu yapan neredeyse kimse yoktu.

Özetle, Charlie Hebdo?nun Bosna Savaşı karikatürlerinden hiçbirinde kurbanları incitecek bir mesaj yok. Karikatürler rahatsız edici, belden aşağı, anlaması zor. Ama eleştirilen hep şiddeti yapanlar ya da onu görmezden gelenler. Charlie Hebdo, bu mesajları penisler, vajinalar çizmeden daha iyi iletemez miydi? Tabii ki. Ancak Charlie Hebdo kendisine ?sorumsuz dergi? sloganını seçmiş bir yayın. Hiçbir zaman didaktik olmadılar, ?Bay Doğru?yu oynamadılar, gerektiğinde bu yolda kendi kendilerini sabote ettiler. Nitekim, bu tavır Charb ve arkadaşlarının canına da mal oldu. Charlie Hebdo?yu sevebilirsiniz, nefret edebilirsiniz, ama onu kendi bağlamında değerlendirmelisiniz. Bunun dışına çıkıp alışıldık normlarla yapılan yorumların da hiçbir hükmü yok. Ancak ?aaa penis çizmişler, demek ki Boşnakları aşağılıyorlar? ya da ?aaa peygamberi çizdiler, demek ki Müslümanlara düşmanlar? gibi incir çekirdeğini doldurmayan alınganlıklara yarıyor. Bu tarz alevlenmelerin yol açabileceği felaketleri ise maalesef çok iyi biliyoruz.

2ROD0070708

 

 

 

 

 

 

 

4

ROD0070610