Ağzımızdan burnumuzdan Olimpiyat fışkırdığı bu dönemde, daha önce söz verdiğim üzere, başka bir konudan bahsetmek istiyorum. Benden Olimpiyat yazısı bekleyenler de üzülmesin, çünkü konuyla da ucundan kenarından ilintili. Benim tüylerimi diken diken eden, her duyduğumda düzeltme ihtiyacı hissettiğim bir kelime var, maalesef spor camiasında da epeyce fazla kullanılıyor. Evet, başlıktan kopya çektiğiniz iyi oldu, “bayan” [...]
Devamı...Şöyle bir geriye bakıp düşündüğünde bu dünyayı hiçbir zaman o kadar da fazla tutmadığını fark etti, ki aslına geriye bakmasına da gerek yoktu, bugünü de aynı manzarayı sunuyordu. Yakın arkadaşlarına bundan bahsettiğinde “başka yaşanacak yer mi var?”dan başlayıp “o zaman Mars’a git”e kadar uzanan cevaplar alıyordu. Mars’a gitmek o zamanlar da bir hâyli külfetli bir [...]
Devamı...“Telearkadaş’a hoşgeldiniz. Lütfen telefon numaranızı tuşladıktan sonra yıldız tuşuna basın ve size verilen şifreyi girin” Burası yalnız bir şehir. Herkes ortalığa döküldüğü zaman milyonlarca kişilik dev bir kitle gibi gözüküyorsunuz. Ama aslında bilmem kaç milyon yapayalnız insandan başka bir şey değilsiniz. Tanıyabileceğiniz, sevebileceğiniz ya da nefret edebileceğiniz milyonlarca insanla hiç konuşmadan aynı havayı soluyorsunuz. Etrafınızda [...]
Devamı...Millî takımlar biraz sorunlu varlıklar. Eğer ulusla aranız çok sıkı fıkı değilse, ulusal takımla bağ kurmakta biraz sıkıntı çekebiliyorsunuz. Bir şeyleri paylaşmıyorsanız “bizim oranın çocukları” olmaları bazen desteklemeniz için yetmiyor. Ben Fatih Terim’in “yetersiz milliyetçi” olarak isimlendirdiği insanlardan biri olarak bu sıkıntıyı çok yaşadım. Millî takım nadiren içime sinmiştir, nadiren içten desteklemişimdir. Ya yaratılan milliyetçi [...]
Devamı...EURO 2008′de grup maçları tamamlanıp, her takımı üç kez seyrettiğimize göre akademik ahkâm kesme sınırını geçmiş sayılırız. Bence bu turnuvanin anahtarı, şu ana kadar gençlik ve kontrataklar oldu. Bu iki unsurun ikisine birden sahip olan takımlar turnuvanın en iyi takimlari oldu; Hollanda, İspanya ve Portekiz gibi. Birine sahip olanlar da iyi kötü devam ettiler; Hırvatistan’ı, [...]
Devamı...“Bak Bağış’a da söyledim, sana da söylüyorum. Arkamdan yürüme, öncün olamayabilirim.Önümden yürüme, takipçin olamayabilirim.Yanımdan yürü ki ikimiz de eşit olalım.” Eurosport’taki ilk yıllarımız… Anlattığımız her şeyi yeni yeni öğreniyoruz, tabii ki voleybolu da. El yordamıyla Dünya Grand Prix yayınlarını götürmeye çalışıyoruz, her yeni şey öğrendiğimizde aslında ne kadar az şeyi bildiğimizi farketmenin paniğiyle. Voleybol maçlarını [...]
Devamı...Tıklım tıklım bir voleybol sezonu yaşıyoruz. Ligler son hızıyla devam ediyor, Avrupa’da ise artık kupaların sahibini bulmasına günler kaldı. Türkiye, ilk kez dört takımla katıldığı Şampiyonlar Ligi’nde maalesef dişe dokunur bir başarı yakalayamadı, Vakıf-Güneş’in dörtlü finali de olmasa tam anlamıyla kayıp bir sezon olacaktı. Kadınlarda (neden “bayanlar” demediğimi başka bir yazıda gerekçeleriyle tartışmayı düşünüyorum) Türkiye [...]
Devamı...Olimpiyat Elemeleri’ni bitirmenin huzuru içinde bu yazıyı yazıyorum. Hem voleybol kalitesi, hem sonucun adilliği, hem de millî takımın oyunu açısından tatmin edici bir turnuva oldu. Bu yazı, upuzun bir turnuvanın, upuzun bir özetidir. Smaçörler çuvalladığı için değil, defanslar iyi çalıştığı için uzun süren bir rallinin heyecanı içinde okunmasını dilerim. Pdf Yap!
Devamı...Spor spikeriyseniz ve olimpiyat oyunlarını nakledecek bir kanalda çalışacak kadar şanslıysanız, 366 gün süren yıllar sizin için başka bir anlam ifade eder. Çünkü o yıllar olimpiyat yılıdır ve “dört yılın sultanı” bir ay -ki bu yıl Ağustos’a denk geliyor- zihninizde işaretleniverir. Atina’yı kaçıran, Torino’nun ise açılış törenini anlatma şerefine nail olan bendeniz için de kuşkusuz [...]
Devamı...Hava sıcaklığının bin dereceyi zorlamakta kararlı olduğu bir günün akşamında yorgun argın, ter içinde eve dönüyorum. Bakkaldan bir şeyler almam lazım ama bu beraberinde bakkaliye sahibiyle yapılacak zorunlu bir muhabbeti de getiriyor, ki ben bunu kaldırabilecek durumda değilim. Evin arka sokağına dalmaya karar veriyorum, orada bir süpermarketin var olduğunu ısrarla kapıma tıkıştırdıkları indirim ilânlarından biliyorum, [...]
Devamı...