"Enter"a basıp içeriğe geçin

Alman piş, ağzıma düş!

Meksika’da 17 Yaş Altı Dünya Kupası oynanıyor şu sıralarda. Türkiye, aynı zamanda eleme niteliği taşıyan Avrupa Şampiyonası’na katılamadığı için bu turnuvada da yok. Ama Almanya var, Almanya’nın kadrosunda da altısı as olmak üzere sekiz Türkiye kökenli oyuncu var. Türkiye kökenli dediysem, aileleri Türkiye’den gitme, kendileri Almanya doğumlu.

Şimdi durum bu ya, 16 yaşındaki bu bir avuç çocuğa bir pedofilin ışıldayan gözleriyle bakıyoruz. Hepimizin aklında ?bu çocuklar A takımda Türkiye’yi seçer, yırtarız? çakallığı.

Hiç lafı dolandırmayalım, bunun adı ?futbol emperyalizmi?dir. Nasıl ki Almanya yıllar önce savaş vurgunu nüfusuyla bin yılda ayağa kaldıramayacağı ekonomisini hareketlendirmek için Türkiye’den, Yunanistan’dan, Yugoslavya’dan getirttiği gariban işçileri kullandıysa, biz de beceriksizliğimiz yüzünden elimize yüzümüze bulaştırdığımız futbol alt yapımız için Almanya’da doğan, büyüyen, futbolu Almanya’da, Alman alt yapısı sayesinde öğrenen çocukları kullanıyoruz. O çocuklarda Türkiye’nin zerre emeği yok, ailelerini fakirliğe, işsizliğe mahkum edip ezile büzüle Almanya’ya gitmeye mecbur bırakmak dışında. Türkiye’nin o çocuklara tek mirası, annelerini, babalarını hatta dedelerini hiçbir zaman tam ait olamadıkları iki vatanın arasına sıkıştırmış olmak.

Bu çocuklar 15-16 yaşından itibaren sırf iyi futbol oynayabildikleri için yarım yamalak benimseyebildikleri iki ülke arasında seçim yapmaya zorlanıyorlar. Seni aç bırakan anneni mi daha çok seviyorsun, suratına tokadı patlatan babanı mı? Hangi cevabı verirsen ver, hırpalanmaya mahkumsun. Doğru cevap yok.

Almanya’yı seçersen zaten doğrudan vatan hainisin. Hayatındaki hemen hemen tüm anılarının yaşandığı, doğup büyüdüğün ülkeyi bırakıp, belki kırk yılda bir yaz tatilinde ziyaret edip, orada da yadırgandığın ülkeyi seçmediğin için hainsin. Türkiye’yi seçtin kurtuldun mu sanıyorsun, bu sefer de her transfer dönemi Fenerbahçe’ye, Beşiktaş’a, Galatasaray’a gelmek zorundasın. Gelme de bak nasıl yapıştırıyorlar, ?bu zaten Alamancı?yı. Geldin mi de veda et kariyerine, iki sene sonra Birinci Lig’de oynarsın. Kuyruğuna teneke bağlarlar.

Dahası bugün bu çocuklar için ?süper jenerasyon? diyerek ortada gezenler, bunların daha ?çocuk? olduğunu umursamıyorlar bile. Dünyanın en başarılı alt yapı ülkelerinde bile 17 yaş altı seviyesinde başarılı olup A takıma aynı performansı taşıyan oyuncu sayısının üçü-beşi zor geçtiğini görmezden geliyorlar. Bugün yerden yere vurdukları Bilica’nın, Barış Özbek’in, Freddy Adu’nun bir zamanların alt yapı yıldızları olduğunu bilmiyorlar mı, biliyorlar aslında. Ama ?onu ilk ben gördüm, ilk ben keşfettim? diye caka satarak gezmenin dayanılmaz ukalalığına Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gollum’un yüzüğe bağlı olduğu gibi bağlılar. Bunu yaparken ilkokulların önünde bıyık buran dengesizler gibi göründüklerinin farkında bile değiller.

Diyeceğim odur ki; bu çocukları bir rahat bırakın. Bunlar daha çocuk, rekabetçi futboldaki ilk yılları. İleride başarılı olurlar, olmazlar. 16 yaşında parlayıp da kariyeri boyunca bunu sürdürebilecek bir avuç istisnai yeteneği bulacağım diye geriye kalan yüzlercesinin hayatını cehenneme çevirmeyin. Türkiye’de ya da Almanya’da yetişmiş olsun, bu çocukları alınıp satılacak metâlara dönüştürmeyin. Onun yerine Türkiye’deki çocukların sağlıklı yetişecekleri bir futbol sistemi kurmaya çalışın. Yetenekli olanların elit futbolda kalıcı olmalarını sağlayın, olmayanların ise spor seven ve yapan insanlar olmalarını. Bir ülkenin spordaki asıl başarısı budur.

Yoksa başka bir ülkede doğup büyümüş üç-beş tane çocuğun peşinden deliler gibi koşturmak değildir.

*25 Haziran 2011 tarihli BirGün Gazetesi‘nde yayımlanmıştır.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.