"Enter"a basıp içeriğe geçin

Alsancak ve Türk ?tahrif? tezi

İzmir Alsancak Stadyumu yerine alışveriş merkezi (AVM) yapılması için Toplu Konut İdaresine (TOKİ) devrediliyor. Aynı şekilde Göztepe Kulübü?nün Gürsel Aksel Tesislerinin de tehlike altında olduğu konuşuluyor. Bir süredir Türkiye çapında Taraftar Hakları Derneği girişimini örgütlemeye çalışan çoğunluğu İzmirli bir grup taraftar ?Alsancak Stadı Tarihtir, Yok Edilemez?sloganıyla bu ?rantsal dönüşüm?e karşı durmaya çalışıyor.

İzmir, futbol ve başka birçok spor dalının günümüz Türkiyesi sınırları içinde ilk kez icra edildiği şehir. Daha 19. yüzyıl sonlarında İzmir?de ciddi bir spor hareketliliği var. Türkiye?de oynanmış ilk futbol maçının 1870?lerde Bornova?da düzenlendiği biliniyor. Ayrıca bu topraklarda bilinen ilk spor derneği de Orfeas ismiyle 1890?da İzmir?de kuruluyor. Bu derneğin içinden de bugün Yunanistan?da hâlâ varlığını sürdüren iki spor kulübü çıkıyor; Panionios ve Apollon. Yüzyılın başında başlayan Helen uluslaşması sürecinden etkilenen bu hareket, bu yıllarda kapsamlı spor organizasyonları düzenlemeye başlıyor. 1896?da, yani modern Olimpiyat Oyunları?nın düzenlendiği yıl, Panionios, Olimpiyat benzeri kapsamlı bir spor organizasyonunu İzmir?de düzenliyor. Sonraki yıllarda Apollon da buna rakip olarak Apollon Oyunları?nı başlatıyor. Yani modern Olimpiyat?ın emekleme yıllarında, İzmir?de iki tane büyük çaplı ve futbol da dahil farklı spor dallarını kapsayan olimpik spor organizasyonu var. Daha sonra, II. Meşrutiyet?in ilanıyla Türk ulusçuluğu da Helen ulusçuluğuna karşı spor sahalarında yerini alıyor ve iki tarafın kulüpleri arasında büyük rekabet başlıyor. Rum metropolitlerinden, İttihatçı subayların önde gelenlerine kadar herkesin içinde olduğu ve binlerce insanı peşinden sürükleyen bir rekabet… Ta ki savaşa ve sonrasında Rumlar?ın Anadolu?yu terkine kadar.

İşte Alsancak Stadyumu, bu önemli spor organizasyonlarının büyük kısmının düzenlendiği Panionios Stadı?nın yerine kurulu. Panionios ve Apollon Oyunları?nın gerçekleştirildiği diğer stadyumlar ise Bornova ve Paradiso Stadyumları. Resmi kaynaklarda ne bu oyunlar, ne de bu stadyumlar hakkında bilgi bulmak mümkün.

Bunun nedeni Türkiye topraklarında sporun tarihinin tamamen ulusçu tarih anlayışına göre tahrif edilerek yazılması. Türkiye Futbol Federasyonunun bastırdığı altı ciltlik koca futbol tarihinde ilk Türk futbol takımı Black Stocking?in öncesi birkaç satırla geçiştiriliyor. İzmir?de olan biten ve Türkiye?de futbolun popülerliğinin temelini atan olayların hiçbiri yok. İzmir Valiliğinin bastırdığı spor tarihi kitabında durum daha da feci. 18. yüzyılda şehirdeki canlı spor yaşamı tamamen pas geçiliyor ve yerine ne anlatılıyor dersiniz? Orta Asya?daki Türkler?in oynadığı ?tepük? oyununun aslında futbolun atası olduğu! Herhalde vali İzmir?i de Orta Asya?da sanıyor!

Bu ülkede Rumlar?ın binlerce kişiyle Olimpiyat benzeri spor organizasyonları düzenlediği, Atina?dakine eş bir spor kültürü yarattığını kabul etmek Türk ulusçularının işine gelmiyor. Neredeyse yüz yıl önce bu toprakları terk etmiş insanların bile varlığını kabul edemiyorlar. Onların mirasını yok sayarak çürük çarık bir tarih inşa edince, daha kuvvetli olacaklarını sanıyorlar.

Dahası, tarih tahrifata ve tahribata açık hale getirilince, o tarihin tüm mirası da savunmasız kalıyor. Paradiso Stadı?nı, Panionios?u, Apollon?u unutturunca onları yaratanları da unutturabiliyorsun. Geçmişteki Rumlar?ı unutturunca, bugünkü azınlıkların kültürünü de yok edebiliyorsun. Onu unutan, bunu da unutur diye Beyoğluspor?a, Taksimspor?a, Yıldırımspor?a da saldırabiliyorsun.

Mesele yalnız milliyetçilikle de ilgili değil. Tarihi bir kere köklerinden söktüğünde, yerine koyduğun her şey de köksüz oluyor. Mirası bir kez reddettikten sonra hiçbir şeye sahip çıkmak zorunda kalmıyorsun. Bugün Alsancak?ı yıkıp AVM dikebiliyorsun, çünkü Panionios Stadı?nın üstüne de Alsancak?ı yapabilmiştin. Aynı şekilde mesela İstiklal Caddesi?ndeki Circle D?Orient ya da Saray Sineması da AVM olabiliyor, çünkü onların gerçek sahiplerini 1955?te elinde çivili sopalarla kovalarken zihinlere de formatı çekmiştin. 1915?ten itibaren sistematik olarak müsadere edilen azınlık mallarını dağıttığın sonradan görmeleri ?muteber insanlar? olarak takdim edebildiğin için artık her şeye saldırı serbest. Çünkü bir kere kanıtladın Ali Cengiz Oyunu?yla nelerin değişebildiğini…

Bence Alsancak yeni baştan, yine bir spor alanı olarak inşa edilsin. Girişine de 1870?lerden itibaren İzmir?deki tüm spor hareketlerini anlatan bir spor müzesi açılsın. Yunanistan?dan, Patrikhane?den belgeler toplansın. Altay?ın, Karşıyaka?nın kuruluş dönemlerine ait belgeler de getirilsin. İzmir?de yaşamış ve yaşayan halkların spor tarihi doğru düzgün ve eksiksiz anlatılsın. Kapıya da şehrin ilk sporcularını temsilen bir heykel dikilsin. Stadyumun açılışında bundan yüz yıl önce olduğu gibi Altay, Karşıyaka, Apollon ve Panionios karşılaşsın. Dört tane yüz yıllık kulübün doğduğu yer olmak her şehre nasip olmaz. 1896?da Olimpiyat?la yarışacak organizasyon düzenlemiş kaç şehir vardır? Bu mirasa sahip çıkmak ne İzmir?i, ne İzmirli?yi, ne de Türkiye?yi fakirleştirir.

Bu ülkenin tüm halklarının gerçek tarihini reddedip, tek sesli, yavan bir tarih yazmanın köksüzlüğüdür bizi AVM?lere savuran. Her şeyi yok edebilme yüzsüzlüğünü bertaraf etmeden geçmişe dair hiçbir şey korunmaz. Ne İzmir?in Rumları, ne yüz yıl önceki Helen Olimpiyat?ı daha korkutucudur üstünde bir neoliberal oturan bir dozerin hoyratlığından…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.