"Enter"a basıp içeriğe geçin

Amaç sorunu çözmek değil…

30 Aralık 2010 tarihli Taraf’a “sporda şiddet” konusuyla ilgili şöyle bir görüş verdim. İlginize sunuyorum…

Türkiye’de sporda şiddet olaylarının artışı ve buna yönelik olduğu iddiasıyla üretilen tedbirler, son derece enteresan bir şekilde 1980’lerin başında İngiltere’de yaşananlarla paralellik gösteriyor. Spor sahalarında şiddet olaylarının ortaya çıkış nedenlerini basite indirgemek çok doğru değil. İngiltere’de petrol krizi sonrası yaşanan ekonomik bunalımın işçi sınıfına fatura edilmesi, işsiz sayısını 3 milyona vurdurmuş, özelleştirmeler sonrasında pek çok futbol kulübünün taraftar tabanını oluşturan mahallelerde büyük sarsıntıya yol açmıştı. Thatcher, iktidarını sallayan bu krizi Falkland Savaşı’ndan yararlanarak yarattığı milliyetçi-militarist isteriyle bastırmış, ortaya işsiz, geleceksiz, dolduruşa getirilmiş bir kitle çıkmıştı. Türkiye’deki kitlenin yaşadıkları da çok farklı değil. Bizde de 1980’den beri fakirlerle zenginler arasındaki uçurum sürekli olarak büyüyor. Yine bu son otuz yıl milliyetçiliğin ve militarizmin hakim ideoloji hâline geldiği bir dönem oldu. Dahası Türkiye’de kimse adalete de inanmıyor, zayıf olan adaletin onu ezilmekten kurtarmayacağını, güçlü olan ise yaptığının her zaman yanına kâr kalacağını iyi biliyor. Yani gerek sosyo-ekonomik, gerekse politik ve psikolojik olarak şiddetin tüm alt yapısı kurulmuş vaziyette. Bunun polisiye tedbirlerle çözüleceğine inanmak çok da mantıklı gözükmüyor, tıpkı 1980’lerin İngiltere’sinde gözükmediği gibi, hele şiddetin önemli bir kısmın devlet eliyle yaratıldığı da aşikarken. Yapılan düzenlemeler herhangi bir sorunu çözmektense, var olan sorunların yarattığı ?canavar?ları itip kakmaya yarıyor. İstenen şey sporda şiddeti bitirmek değil, şiddeti sporun dışına süpürüp, sporu kılçıksız, kemiksiz bir alan hâline getirmek, böylelikle yüz milyonlarca dolarlık rant alanını temizlemek. İngiltere’de holiganlarla beraber sıradan alt sınıf futbol taraftarını da tribünlerin dışına atan uygulamalar da yine büyük bir rantın kaygısından ileri gelmişti. Orada yaratılan, tribünde ve sahada yalnızca büyüklerin, güçlülerin var olabildiği Premier Ligi sistemi, şimdi aynı saiklerle Türkiye’de kurulmak isteniyor. Bu bugün ortaya çıkan bir gündem de değil; yöneticisiyle, basınıyla bir güruh bunu uzun süredir Türkiye’ye dayatıyor.

Tek Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.