"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kazandık, Kaybettik, Eğlendik (Vikash Dhorasoo)

Geçtiğimiz Salı, Fransa kaybetti. Daha doğrusu, Fransa Milli Takımı Euro 2012’deki üçüncü maçında İsveç karşısında biraz gevşekçe yenildi. Pek çok spor yazarına göre ?kabul edilemez?, ?utanç verici?.

Kaiser Franz’ın dediği gibi; ?futbolda tek ihtimal vardır: kazanırsınız, kaybedersiniz ya da berabere kalırsınız?. Ya da -Portekizli olan değil, Brezilyalı olan- Ronaldo’nun dediği gibi; ?kaybettik çünkü kazanamadık?. Maç başladığında kaybedebileceğimizi biliyorduk. Bu oyunun güzelliği, hem de zevkidir: Futbolda yenilginin hayati sonuçları yoktur; bir fabrikanın kapatılmasının, fevri bir seçimin ya da bir nükleer santraldaki işletme hatasının aksine.

Günümüz toplumunda, kaybetme hakkımız olan zaten çok az alan var. Neden uzaylı Zlatan’ın İsveç’i karşısındaki bir yol kazası bu kadar ciddi olsun ki?

?Utanç?, ?hakaret?, ?tahammül edilemez yenilgi?, ?kendine saygısızlık?… Bu tabirlerin başka alanlara has olduğunu sanırdık. Gerçekten on bir adamın iki gol yediler diye bütün bir ülkeyi utandırdığı bir dünyada mı yaşıyoruz? Neden arasında gururumuzun da olduğu bir sürü şeyi sportif açıdan üst düzey bir grup post-ergenin omuzlarına yüklüyoruz?

Yenilgisiz yirmi üç maçtan sonra, Fransa takımı daha önce temsil ettikleri düşünüldüğünün bile farkında olmadıkları bir davaya utanç verdi. Knysna’dan (2010’da Fransa’nın Dünya Kupası kampında meşhur antrenman boykotunun yaşandığı yer. DI) iki yıl sonra, Fransa futbol kamuoyu hâlâ kaybetmeyi bilmiyor ve yenilgilerden eskisinden bile az ders alıyor.

Genel görüşe göre, Fransa takımının oyuncuları zaten elenmiş bir ekibe karşı kötü oynadı. Ama sonuçta yine de tur atladılar ve bize şampiyonanın çeyrek finalinde Fransa-İspanya maçını izleme zevkini verdiler. Futbolu gerçekten seven herkes için umut vaat eden bir şeyi.

Diğerlerine göre ise, oyuncular nasıl oynadıklarını çok iyi, neden böyle oynadıklarını ise kısmen biliyordu. Onlar üst düzey sporcular ve kaybetmekten hastalık derecesinde nefret ediyorlar. Biz yorumcular, böyle maçlardan sonra, bu tarz hayal gücünü kaşıyan sonsuz miktarda konuyu açabiliyoruz. Bunların içinde ?utanç? kelimesinin ne işi olduğunu ise bilmiyorum.

Futbolun güzelliği aynı hareketin milyonlarca farklı fikir görüş yaratabilmesinden geliyor. Sesi çok çıkan yorumcular (Larqué, Balbir, Ménès gibi) çenemizi kapayıp, onların popülist nefretlerini kusmalarını dinlememizden yanalar. Ben ise onlar konuşurken sesi kısmaktan yanayım.

Ben futbolculardan çocuklarıma örnek olmalarını ya da Fransa’yı temsil etmelerini hiç beklemedim. Bunun için oy verdiğimiz insanlar var. Takımının gruplarda elenmesinden sonra Rus oyuncu Arşavin’in dediği gibi, problem oyuncularda değil onlara yüklenen beklentilerde.

Kimin ?iyi? Fransız’ı, ?iyi? örneği belirleme ya da insanları bu yönde yargılama hakkı var ki? Sevilmek için kaç zafer elde etmeniz gerekiyor? Fransa takımının düşünülen imajı, onu yaratan medyadan başka bir yerde yaşıyor mu? İnsanlar statülerini, prestijlerini, kazandıkları parayı ne zaman hak eder? Neden strese dayanabilmek ya da sahada anlık kararlar alabilmek, on yıllık eğitimden daha değersizdir? Bir toplumu kaybedenlerine nasıl davrandığıyla yargılayabiliriz. Eğer İspanyollar’a kaybedersek, yaşadığımız ülke hakkında biraz daha fazlasını öğrenebileceğiz.

*Vikash Dhorasoo, 2006’da Dünya Kupası’nda final oynayan Fransa Milli Takımı’nın oyuncusu. Aynı turnuva sırasında Fred Poulet ile birlikte “Yedek” (Le Substitute) isimli bir belgesel çekti. Günümüzde katılımcı ve eşitlikçi bir futbol dünyası için mücadele eden “Tatane” isimli sivil toplum örgütünün başında. 

** Yazının orijinali Le Monde gazetesinin internet sitesinde yayımlanmıştır: http://mobile.lemonde.fr/euro2012/article/2012/06/23/on-a-perdu-on-a-gagne-on-s-est-bien-amuses-par-vikash-dhorasoo_1723694_1616919.html

 

 

Tek Yorum

  1. b.demirel b.demirel 23/06/2012

    Fransız spor medyası bir Milli Utanç arıyor ise 2010 da Dünya Kupası elemelerinde İrlandaya karşı T.Hanry tarafından elle atılan gol ile kazanıp turnuvaya katılma hakkı elde ettiklerinde bulabilirlerdi geçmiş olsun..

b.demirel için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.