"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sen çok yaşa Lefter!

İstanbul’a kutup soğuğunun uğramaya niyetlendiği günlerden biri. Bir taraftan gelen giden haberlere bakarken bir taraftan Atina’da bir sonbahar akşamının hayalini kuruyorum. Gündüz Eksarhiya’da bir kahveye yığılıp, akşam üstü Gazi’ye geçerim, gece de ver elini Marusi, AEK’in maçını seyretmeye. Bir de yenersek değmeyin keyfime.

Atina’nın hülyalarıyla İstanbul’daki ofisin harala gürelesinin birbirine karıştığı bir anda ekranımda ?Evangelismos? yazıyor. Ajanstan gelen bir haberin içinde geçiyor bu kelime. Ama ben bu kelimeyi çok iyi biliyorum yahu, Atina’nın heybetli hastanesi değil mi bu? Hatta Vasso’nun ablası orada pratisyen hekim, kaç kere önünde buluştuk da Üniversite tarafına yürüdük. ?Tamam? diyorum, ?Atina derken kafayı yedik galiba?. ?Ya sabır? çekerek haberi okumaya girişiyorum. Lefter diyor, bizim Lefter, efsane Lefter. ?Evangelismos’ta yatıyor? diyor, ?durumu iyi değil? diyor. Şok olmamak mümkün değil, koca Lefter hastane yatağında. İster istemez kaygılanıyorum ama içimden bir ses de ?merak etme, Lefter oralarda bırakmaz kendini, ne yapar döner İstanbul’a? diyor. Vasso’ya mail atıyorum bir çabuk, ablası ?Ordinaryus?un doktorunu tanıyor mu diye. Dua ediyorum bir yandan, Lefter bir an önce İstanbul’a dönsün diye.


Bir sürü ağızdan dinledim Lefter’i ben, Asr-ı Fener’in kendime düşen payını yazarken. Canavar Burhan’lar, Necdet Çoruh’lar, Can Bartu’lar bir yap-bozun parçaları gibi kafamda birleştirdiler o beyefendi adamı. Ben Lefter’i onlardan, Fenerbahçe’yi de Lefter’den tanıdım. İyi ki de öyle oldu. Şimdi Moda’da gezintiye çıktığımda Mano Palas’ın anıları geçiyor gözümün önünden, genç futbolcular Lefter’in arabasıyla gezmek için kuyruğa giriyor. Oradan önce Lefter’in Baba Hakkı’yı onore ettiği, sonra da Can’ın Cimbom, Metin’in Fener forması giymekten imtina etmediği zamanlara geçiyoruz. Bugüne gelesimiz hiç gelmiyor. Gelmesin de zaten.

Eminim büyük Lefter de hasta yatağında o güzellikleri hatırlıyordu. Aslında gönül koyacak az şeyi de yoktu. 1964’te, yani futbolu bıraktığı sene, bir diğer deyişle Beyoğluspor’un 1. Lig’i terk etmek zorunda bırakıldığı sene, aynı zamanda da bu toprağın bir sürü çocuğunun zorla ülkenin dışına sürüldüğü sene çektiklerini, verilmeyen 50. kez milli olma madalyasını, teknik direktör olarak Güney Afrika’ya gitmek istediğinde çıkarılan zorlukları, 1980’lere kadar kulübe yapılmayan üyeliğinin, o zaman da indirimli ?bilmemne grubu? tarifesinden değil de en zamlı tarifeden yapılmasını istese hatırlar da, beyefendidir o, güzellikleri anar sadece. Onu Lefter yapan ne devletin madalyasıydı çünkü, ne de birilerinin lütfu, onu Lefter yapan Fenerbahçe’ydi, tüm Türkiye’nin sevgisiydi. Birileri onu yok saymaya kalktığında bile, o herkesin Lefter’iydi.

Kim ne derse desin Lefter her zaman benim kahramanım olacak. Çünkü Türkiye’nin fanatizme saplandığı bir dönemde bir abide gibi yükseldi. Gitsin diye çok uğraştılar, gitmedi. Onu kovmaya çalışan çapulculara inat hep bu ülkenin en asil çocuklarından biri oldu.

Günümüzde fanatizm başka şekillerde devam ediyor. Futbol da bunun içine batmış vaziyette. Fanatiklerden en çok taraf tutmak istemeyenler çeker. Ben bu ?üç büyükler?in birinin semtinde büyüdüm, bir diğerinin okulunda okudum, öbürünün de kitabını yazdım. Diğer kulüplerin de haberlerini arkadaşlarımla beraber bu siteden size iletmeye çalışıyorum, Bursa’dan, Kırıkhan’a kadar. Hiçbirinden pişman değilim, gocunmuyorum. Bunun ödülü, ara sıra gözü dönmüş fanatiğin tekinden ?vay efendim sen şu takımı tutuyorsun? iltifatı almak oluyor, üstelik yıllardır AEK’ten başka hiçbir takımın maçına taraftar olarak gitmediğim hâlde. Zaten ne öncesini saklıyorum, ne sonrasını. Ama gözü dönmüş insana bunu anlatamıyorsun. Tıpkı vaktinde adından, kimliğinden dolayı Lefter’e diş bileyene laf anlatamadığın gibi.

Neyse ki Beşiktaş’ı Baba Hakkı’dan Süleyman Seba’dan, Galatasaray’ı Metin Oktay’dan, Fenerbahçe’yi Canavar Burhan’dan, Lefter’den biliyorum, Trabzon’u Şenol Güneş’ten, Eskişehir’i Fethi Heper’den, Göztepe’yi Fevzi Zemzem’den bildiğim gibi… Ya yüz yıllık kulüpleri bu şimdiki çapulcu taifesinden bilseydim? Vallahi futbola, bir de hayata küserdim!..

Çok yaşa Lefter, en çok da hepimize hayatı sevdirdiğin için.

*http://tr.eurosport.com‘daki blogum “Üç İhtimalli Adam”da yayımlanmıştır.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.