Duvarın ötesini merak etmek

Lilith (@se_inan) - TwitterBu ülkenin yüz yıllık tarihinde devamlılığını pürüzsüz bir şekilde sağlamayı başardığı bir şey varsa, o da uzaydan bile görülebilecek büyüklükte inkar duvarları örmektir. Bu ülkenin devleti, nispeten makbul saydığı vatandaşlarını tehlikeli gördüklerinden bu duvarlarla ayırır. Devletin öldürmeyip süründürmeyi tercih ettiği nispeten makbul vatandaşlar, duvarın ötesini bilmezler ama merak da etmezler. Çünkü küçük yaştan sorgulama yetileri iğdiş edilmiş, bir yandan da duvarın ötesinde olan bitenin resmi bir versiyonu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belletilmiştir. Türkiye’de duvarın makbul tarafındakiler, diğer tarafta olan biteni bir Pyeongyanglının Seul’ü bilebildiği gibi bilir; kanıtsız, temelsiz ama sarsılmaz bir şekilde.

Yıllar yılı bu duvarın iki tarafının tek teması, bir avuç kaçakçı sayesinde oldu. Bu insanlar bir taraftan diğer tarafa ses duyurmaya çalışırken öldürüldüler, hapis yattılar, işkence gördüler. Bugüne geldiğimizde o insanların inadı, devleti bu ülkenin inkar duvarlarının en büyüğünü buzlu camla değiştirmeye zorladı. Ama o duvar hâlâ var. Belki birbirimizi hayal meyal görebiliyoruz, ama hâlâ anlayamıyoruz, dokunamıyoruz. Duvarın bir tarafı, diğer tarafı hâlâ küçükten kendisine ezberletilenlerle yorumluyor. Diğer taraftan gelen seslerden işkillenen başını duvara dayayıp duymaya çalışan yok değil, ama hâlâ azınlıktalar. Duvarın diğer tarafında ise karşı tarafa dair, sesini duyuramamanın hayal kırıklığı, kendisi gibi insanların olan bitene tepkisizliğinin getirdiği hayret ve bazen de öfke var. Nasıl olmasın ki, burnunun dibinde insanlar ölürken, duvarın diğer tarafındakiler hiç mi rahatlarını bozmazlar? Biz burada ateş altındayken, bizi nasıl merak etmezler?

Bu duvar, bir tarafa ölüm, diğer tarafa bir ölünün vurdumduymazlığını getiriyor. Duvarın bir tarafındakiler can verirken, diğer tarafındakilerin duyularına yaşadıkları dünyayı asla anlayamayacakları şekilde hasar veriliyor. İki tarafın zararı bir değil, ama bu duvarın kimseye hayrı olmadığı bir gerçek. Biz bu duvarı yıkmak zorundayız. Bir tarafta ölülerin, diğer tarafta zombilerin sayısı insanlardan fazla olmasın diye. Hep beraber niyesini bile bilmediğimiz bir tükenişin kurbanı olmayalım diye. ?Damarlarımızdaki zehirli kan boşalsın, yerine temiz kan dolsun? diye. Biz bu duvarı yıkmak zorundayız, bir daha kimse ötesinden ?bizi merak edin!? diye seslenmek zorunda kalmasın diye.

Kardeşlik “öldün mü kaldın mı merak ettim” demekle başlar. Duvarın ötesini, Gever’i, Lice’yi, Silopi’yi merak edin, gerisi gelecek. Hep birlikte yaşayacağız. İlk kez.

image_pdf