Y.B.D.A

Her şey yanlış bir öğüde uymasıyla başladı.

Hayatı boyunca züccaciye dükkanına bob kızağıyla dalan bir filin kırabileceği bardak kadar pot kırmış, dünyanın akciğerlerini tıkayacak kadar çam devirmişti. Arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak ilerliyordu ama yine de onu tanıyanlar onun aslında iyi bir insan olduğunu bilirlerdi. En azından dürüsttü. Sonra bir gün herkesle iyi geçinmesi gerektiği söylendi kendisine. Bunun için de düşündüğünü kendisine saklaması gerekiyordu. ?İyi? dedi kendi kendine, ?hiç değilse daha az kalp kırarım.?

İşte burnu sızlamaya o günlerde başladı.

Başlangıçta burnunun sağ tarafında hafif bir kaşıntı gibi başladı. Daha sonra yavaş yavaş iğnelenmeye dönüştü. Bu arada aldığı tavsiyeyi uygulamaya büyük bir hevesle devam ediyordu. Birkaç hafta içinde burnundaki iğnelenme, sızlamaya dönüştü. Bu arada her aynaya baktığında burnunun büyüdüğünden şüphe etmeye başladı. ?Yaşlanmaya başladım galiba? diyordu. Saçları dökülmüyordu, zaten ailesinin baba tarafında kimsenin saçı dökülmezdi. Genel olarak da yaşından genç gösteriyordu, ki bu da anne tarafının özelliğiydi. Ama artık yaşının kemâle ermeye başladığının bir göstergesi olmuştu, burnu. Tuhaf ama burnu büyüklük yapmayı bıraktığından beri burnu gerçekten büyüyordu. ?Ne yapalım, herkes yaşlandıkça çirkinleşiyor? diye düşündü. Daha az ukalalık yapıp daha da çok insanla iyi geçinirse, belki insanlar burnunu fark etmezdi.

Diğer taraftan aylar geçtikçe burnunun yüz ölçümü de artıyordu. Artık burnunun dikkat çekmemesine imkan yoktu. Karşısındaki en kibar insanların bile gözleri ister istemez burnuna kayıyor, kimileri konuşma boyunca başka yerlere bakmaya çalışıyordu. Biriyle konuşurken karşısındakinin kalbini kırmaktan çekinen o değildi artık. İnsanlar onu üzmemeye çalışıyordu. Kız arkadaşı artık uzaktan öpücük yolluyor, fazla yakınlaşmamaya gayret ediyordu. Kedisi ise -ki bu konuda dürüst davranan bir tek oydu- her sabah biraz daha büyüyen burnu uzun uzun tetkik ediyor, koklayarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Zamanla o da alıştı ve artık boyutları iyice genişleyen burnun üzerine kıvrılıp uyumaya başladı.

Yıllarla beraber adam küçülüp çekerken, burun büyümeye devam etti. Artık büyük burunlu bir adam değil, küçük adamlı bir burundu.

Her şey bir gün bir daralma hissetmesiyle başladı. Derin bir nefes almış ama sonra verememişti. Büyük bir sıkışma sonrasında öte aleme yolcu oldu. Artık ne o karşısındakileri ukalalıklarıyla bezdirmekten korkacaktı, ne diğerleri burnuyla dalga geçiyormuş sanılmaktan. İyiden iyiye burun hâline gelmiş adamı özel yapım bir obua kutusuna koyup gömdüler.

İnsanın burnuna kaçan bir karabiber tanesinin ölüme neden olacağını kim bilebilirdi? Bir de yanlış bir öğüde uymanın tabii…