"Enter"a basıp içeriğe geçin

Afrika Şampiyonlar Ligi: Futbolcu Diyarının En Gözde Arenası

Afrika kıtası… Yıllarca korudu bilinmezliğini, ta ki bir gün beyaz adam keşfedene dek. Sonra kaynaklarını verdi ona, emeğini verdi, günü geldiğinde canından başka verecek bir şeyi kalmamıştı. Onu da verdi, karşılığında özgürlüğünü aldı. Afrika özgürdü artık, ama yorgundu, tükenmişti, fakirdi. Geriye kendi kabile kültürüyle, sömürgeciliğin yerleştirmeye çalıştığı kültürün bir karmaşası ve cetvelle çizilmiş sınırlar kalmıştı. İçine düştüğü umutsuzluk ve kaosun içinde futbola sıkı sıkı bağlandı Afrika. Önce kendisi için oynadı futbolu, sonra fakirlikten çıkış için bir umut olarak. Kara kıtanın çocuklarını pek seviyordu futbol topunu, doğuştan sevdalıydılar birbirlerine. Ve beyaz adam bir gün yine geldi, ama bu kez daha önce kendine köle ettiği çocuklarla aynı masaya oturmaktan imtina edemedi. Afrika’nın yetenekleri Avrupa’ya taşınmaya başladı. Bu hikâyenin gerisi pek meşhurdur. Milyon dolarlık kontratlar, dev kulüplerde oynayan Afrikalı yıldız oyuncular. Ama o yıldızların doğduğu kulüpler, tıpkı kıtanın kendisi gibi hâlâ bilinmezler arasındadır. Oysa kaderi futbolcu fabrikası olarak çizilmişse de pek heyecanlıdır Afrika’nın kulüpler arenası. Ve o arenanın incisi hiç şüphesiz Afrika Şampiyonlar Ligi’dir.

Diğer kıtalarda olduğu gibi Afrika’da da kıta çapında kulüpler turnuvası düzenleme fikri 1960’ların başında gelişti. Hiç kuşkusuz bunda Avrupa’da bu yıllarda düzenlenen ilk kulüp turnuvalarının başarıya ulaşmasının büyük payı var. Ancak 1960’ların başının hemen hemen her kıtada İkinci Dünya Savaşı sonrası yaraların tamamen sarılmasına denk gelmesinin de kıta çapında çalışmalar yapılabilmesini mümkün kıldığını hatırlamak gerekiyor. Dahası, 1960’lar Afrika’da özgürlük dalgasının da yayıldığı yıllardır. Bu yıllarda pek çok Afrika ülkesi sömürgecilerine karşı özgürlüğünü kazanmıştır. Sömürgecileri kıtadan kovan Afrika, sonunda futbolun keyfini çıkarmaya fırsat bulmuştur adeta. 1960’ların ilk üç yılında pek çok ülke federasyonu Afrika Futbol Konfederasyonuna (CAF) üye olur.

İlk şampiyon Kamerun’dan

Kıta çapında ilk futbol turnuvasının düzenlenmesi fazla gecikmez. 1957 yılında kurulan genç konfederasyon, 1964 yılında ilk Afrika Şampiyon Kulüpler Kupası’nı düzenlemeyi başarır. İlk kupaya on dört takım katılır, bu takımlar dört grupta ön eleme maçları yapar. Coğrafi bölgelere göre ayrılan dört grubun ikisinin Nijerya, Gana, Kamerun, Senegal gibi ilerleyen yılların futbol ülkelerinin yer aldığı Batı Afrika’ya ayrılması dikkat çekicidir. Kuzey ve Doğu Afrika ise ancak birleşerek tek grup meydana getirebilmiştir. Oysa Kuzey Afrika, kıtada futbolun ilk geliştiği yerdir. Hatta Mısır 1934 Dünya Kupası’na katılmış ve otuz altı yıl boyunca Dünya Kupası gören tek Afrika ülkesi olarak kalmıştır (ikinci katılımı yine bir Kuzey Afrika takımı olan Fas 1970’te yapmıştır). Çok köklü geçmişe sahip olan Kuzey Afrika kulüplerinin bu ilk turnuvaya neden itibar etmediği ancak detaylı tarih çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılabilecek bir gizemdir. Dört gruptan Etiyopya’nın Cotton Factory Club, Mali’nin Stade Malien, Gana’nın Real Republicans ve Kamerun’un Oryx Douala takımları yarı finale çıkar. Yarı finaller ve final Gana’da oynanır. Bölgesel ön elemeler ve tek merkezde dörtlü final sisteminin daha ilk turnuvada yerleştirilmesi oldukça etkileyicidir. Örneğin Asya’nın böyle bir sistemi oturtabilmesi yıllar almış ve bu arada sayısız başarısız deneme geride bırakılmıştır. Gana’da yapılan maçlarda Oryx Douala ve Stade Malien finale çıkar. 7 Şubat 1964 tarihinde oynanan bu ilk finalde zafer Oryx Douala’nın olur ve ilk kupa Kamerun’a gider. İlk organizasyonu kazasız atlatan CAF, ateşle ilk imtihanını bir sonraki sene yaşar. 1965’te turnuvanın düzenlenmesi mümkün olmaz. Ancak bir sonraki yıl

on üç takımla, bu kez eleme usulü olarak Şampiyon Kulüpler Kupası geri döner. Bu defa kupayı Fildişi Sahilleri’nden Stade Abidjan kaldırır.

Kuzeyliler de katılıyor

1967, kupanın en ilginç yıllarından biridir. Yavaş yavaş kupaya Batı Afrika dışından da kulüpler ilgi göstermeye başlar. Kuzey Afrika’dan ilk katılım Libya’dan El İttihad’la gelir. Orta Afrika ise o dönemin yükselen yıldızı Zaire ile varlığını gitgide daha güçlü hissettirmektedir. Ülkenin en güçlü takımı Tout Puissant Englebert, adının manası gibi “tam güç” finale gelir. Rakip Gana’nın Asante Kotoko takımıdır. Finalde iki maç da berabere biter. Uzatmalarda da gol çıkmayınca hakem kura çekimine karar verir. Ancak CAF Genel Sekreteri tarafsız sahada üçüncü bir maçın oynanmasına hükmeder. Bir hafta sonra Kamerun’un Yaounde şehrinde düzenlenen maça Kotoko çıkmaz. Çünkü Gana Futbol Federasyonu maç tekrarı konusunda Kotoko’ya haber vermemiştir. Kupa maç oynanmadan Tout Puissant’ın ellerinde yükselir. Tout Puissant bir sonraki sezon da Togo temsilcisi Etoile Filante’ı geçerek kupayı kazanır ve üst üste iki şampiyonluk elde eden ilk takım olarak tarihteki yerini alır. 1969’a geldiğinde ilk kez bir Kuzey Afrika temsilcisi kupada başarılı olur.

Bu takım Mısır takımı İsmailiye’dir. İlginç olan o yıl tek Kuzey Afrika takımı olan İsmailiye’nin aslında Mısır şampiyonu olmamasıdır. Belli ki Zamalek ve El Ahli gibi önemli takımlar yine kupaya ilgi gösterme­miştir. İsmailiye finale kadar gelir. Karşısında üçleme yapma peşindeki Tout Puissant vardır. İlk ayak berabere biterken Kahire’deki maçı 3-1 kazanan İsmailiye kupanın Kuzey Afrikalı ilk şampiyonu olur. Bir sonraki sezon Tout Puissant üst üste dördüncü finalini oynar. Rakibi Kotoko bu kez maça çıkmayı başarır ve kendi federasyonunun kurbanı olduğu senenin rövanşını alarak şampiyon olur.

Hafia FC hegemonyası

1970’li yıllar Afrika futbolunda Gine’nin Hafia FC takımının fırtına gibi estiği yıllardır. Eski adı Conakry olan kulüp, kupanın ilk

katılımcılarından biridir aslında. Ancak kulüp talihi isim değişikliğiyle açılır. “Yeniden doğuş” manasına gelen Hafia ismi adeta kulübün de küllerinden doğmasını sağlar. Haifa 70’li yıllarda Gine’de on şampiyonluğun dokuzunu kazanır. 1972’de Dünyanın En İyi Sağ Kanat Oyuncusu seçilen “Petit” Sory Keita (Küçük Sory) ve France Football’un aynı yıl Afrika’da Yılın Futbolcusu seçtiği Süleyman Şerif gibi önemli yıldızlar Hafia’yı 1972, 1975 ve 1978 yıllarında Afrika Kulüpler Kupası şampiyonluğuna taşır. Hafia üç kez kupayı alarak “N’Kvvame N’Kruma” Kupası’nı ömür boyu saklama hakkını elde eder. Ancak Petit Sory ve Şerifin jenerasyonunun ardından yeni yetenekler üretemeyen kulüp, önce Afrika’da sonra da Gine’de gerilere düşer.

Canon Yaounde ve El Ahli yılları

1980’ler Kuzey Afrika kulüplerinin kupaya daha yoğun katılımına sahne olur. Bu yıllar aynı zamanda Afrika futbolunun kabuğundan çıktığı yıllardır. 1982 yılındaki Dünya Kupası’nda çok büyük takdir toplayan “Yenilmez Aslanlar” Kamerun’la,

elenmelerinin üstüne düşen gölge bugün bile kalkmayan Madjer’li, Belloumi’li Cezayir, temsilcileriyle Afrika Şampiyon Kulüpler Kupası’nda da başarı yakalar. 1978 ve 1980 yılında şampiyonluğa imza atan Kamerun ekibi Canon Yaounde kupa tarihinde üç şampiyonluk başarısını yakalayan ikinci kulüp olur. 1981’de ise Jeunesse Electronique Tizi-Ouzou takımı, kupayı Algiers takımından sonra Cezayir’e getiren ikinci takımdır. 1982 yılı ise bir devin Afrika Şampiyonlar Kupası sahnesine bir daha inmemek üzere çıkmasına sahne olur. Mısır’ın, belki de tüm Afrika’nın en ünlü takımı El Ahli o yıl finalde kupanın gediklisi Kotoko takımını geçer ve şampiyon olur. Bir sonraki sene ise rövanşların takımı olarak ün yapan Kotoko finalde Al Ahli’den tacı geri alır. Bu arada 1980 yılından itibaren Şampiyon Kulüpler Kupası’na kardeş gelmiş, Kupa Galipleri Kupası düzenlenmeye başlamıştır. Afrika futbolu hiç olmadığı kadar hareketlidir. Artık kupa rüştünü ispatlamıştır, tabii Afrika futbolu da. 1982 Dünya Kupası’ndan başı dik ayrılan Afrika, 1983 yılında hiç olmadığı kadar çekişmeli bir kupa yaşar. Artık katılım o kadar genişlemiştir ki, on dört takım ön eleme turu oynamak zorunda kalır, oysa geçmişte bundan daha az takımla kupa düzenlendiği olmuştur. El Ahli’nin ezeli rakibi Zamalek de kupaya dahil olan takımlar arasına katılır. Mısır futbolunun ikinci büyüğü kupada yarı finale kadar gelir, burada rakip bir başka Kuzey Afrika ekibi Tizi-Ouzou’dur. Müthiş bir yarı final eşleşmesi olur. İlk maçı Tizi-Ouzou kendi evinde 3-1 kazanır. Ancak Kahire’de onları mahşeri bir kalabalık beklemektedir. 112 bin kişi önünde Zamalek zoru başarır, güçlü Tizi-Ouzou’yu 3-0 yener. Diğer yarı final eşleşmesinde ise daha sonra başarıdan başarıya koşacak Nijerya Milli Takımı’nın ağabeyliğini üstlenecek Raşidi Yekini’nin takımı Shooting Stars, Togo’nun Semassi Sekode takımını eler. Lagos’taki maçı 100 bin Nijeryalı seyirci izlemiştir. Statlar dolup taşmakta, bir kıtanın kalbi futbolla atmaktadır. Final maçları müthiş bir atmosferde oynanır. Zamalek seyirci ortalaması yüz bini geçen iki maçta da rakibini yener ve şampiyon olur. Nijerya hükümeti bu maçtan sonra Shooting Stars takımını “Nijerya’ya utanç verdiği” gerekçesiyle dağıtır, ancak daha sonra bu karardan geri dönülür.

Kuzey Afrika ambargosu başlıyor

1984 yılında Zamalek’in aldığı şampiyonlukla beraber Kuzey Afrika’nın kupa ambargosu başlar. 1985’te Forces Armees Rabat, şampiyonluğu ilk kez Fas’a taşır. 1986’da zafer yine Zamalek’in olur. 1987’de El Ahli kupayı alırken, daha sonra sırasıyla Cezayir’in Setif, Fas’ın Raja Kazablanka, Cezayir’in Kabylie takımları kupaya uzanır. 1991’de kupa ilk kez Tunus’a taşınır, şampiyon Club Africain’dır. Kuzey Afrika’nın şampiyonluk serisine Vidad Kazablanka (Fas), Zamalek ve Esperance (Tunus) takımları devam eder. Bu arada bu takımların ülkeleri de Afrika’nın Dünya Kupası kontenjanlarını doldurmaktadır. Bu ülkelerin futbolcuları, bir zamanlar kendilerini sömüren ülkelerde futbollarını geliştirmektedir. Fransa Ligi’nde oynayan Cezayirlilerin, Faslıların sayısı giderek artmaktadır. Bu dönemde Cezayir, Rabah Madjer gibi bir dünya yıldızını da çıkarmayı başarır. Ancak 1990’lara gelindiğinde sıra yavaş yavaş başkalarına gelmektedir.

Kupa en güneye gidiyor

Afrika futbolunun Brezilya’sı sayılabilecek Batı Afrika’da, özellikle Gine Körfezi kıyısındaki ülkelerde futbol 1990’larda büyük bir çıkış yakalar. 1982 Dünya Kupası’ndan buruk ayrılan Kamerun ve onların emektar yıldızı, Afrika’nın futbol efsanesi Roger Milla devrimin bayraktarlığını yapar. 1990 Dünya Kupası, Kamerun adının dünya sahnesine çıktığı kupa olur. Kamerun’u Nijerya izler. Fransa, İspanya, İngiltere takımları buralardaki oyuncuların peşindedir artık. Ancak bu durum, bu ülkelerin kulüp takımlarının gelişmesine sekte vurur. Ülke futbolundaki patlama kulüp takımlarının başarılarına yansımaz. Kamerun’un ve Nijerya’nın altın yıllarında bu ülkelerden tek bir kulüp takımı bile Afrika Şampiyon Kulüpler Kupası’nda başarı sağlayamaz. Öte yandan, muhtemelen bu iki ülke kadar yetenekli futbolculara sahip olmayan ama yeni kazanılmış özgürlüğün tadını futbolda emin atılan adımlarla birleştiren bir ülke vardır, Güney Afrika. Irkçı beyazların yönetiminin sona ermesiyle beraber siyahların sporu olarak görülüp yıllarca yok sayılan futbol, artık özgür yönetimin dış dünyaya karşı güler yüzüdür. 1994’te Güney Afrika Dünya Kupası’na giderken, 1995’te bir Güney Afrika takımı Orlando Pirates, Kuzey Afrika hegemonyasına son vererek Şampiyon Kulüpler Kupası’nı alır. Böylelikle kupa ilk kez Zaire’nin güneyini görmüştür. Bundan sonraki yıllarda Güney Afrika kulüpleri Mısır

ve Fas’ın güçlü kulüpleriyle başabaş mücadele verir. Futbolda atılım yapmaya hazırlanan Fildişi Kıyısı da takımlarıyla bu mücadeleye ortak olur. Artık her ülke kupanın kulpuna yapışmış durumdadır. Başlangıçta Batı Afrika ve diğerleri, sonrasında Kuzey Afrika kupası haline gelen kupa, artık kıtanın kupasıdır ve kabuk değiştirmesinin zamanı gelmiştir.

1997’de ismi değişti

1997 yılından itibaren kupa, Afrika Şampiyonlar Ligi’ne dönüştürülür. Format olarak Avrupa’daki sisteme yakın gruplu bir sistem benimsenirken, ilk kez şampiyona bir milyon dolarlık para ödülü verilecektir. Ön eleme turu ve iki tur sonrasında çıkan sekiz takım iki gruba ayrılır ve grup birincileri finali oynar. Final yine iki ayaklı olacaktır. O yıl finalde Gana’nın Goldfields takımıyla, Fas’ın Raja Kazablanka’sı final oynar. Penaltı vuruşlarına gidilen finalde Trabzonspor’dan tanıdığımız Vahid Halilhodziç’in çalıştırdığı ve bir dönem Beşiktaş’ta da oynayan Cemal Sellami’nin forma giydiği Raja kupayı kaldıran taraf olur. İki yıl sonra Fas takımı bir kez daha kupayı kaldıracaktır. 1998 ve 2000’de ise sırasıyla ASEC Abidjan (Fildişi Sahili) ve Hearts of Oak (Gana) takımları ilk kez kupa sevinciyle tanışır. Bu dönemde final ve yarı final oynayan takımlar da genelde kıtanın futboldaki yeni yüzleridir. Kupanın kıtayı kucaklama hedefi başarıya ulaşmıştır. 2000’li yıllar tartışmasız tek takımın üstünlüğüne sahne olur. Bu takım, Mısır’ın “ulusal takım”ı El Ahli’dir. Sokaktaki üç Mısırlıdan ikisinin desteklediği takım, Mısır’daki başarısını bu yıllara kadar Afrika düzeyine istediği kadar yayamamıştır, bunda kupaya geç katılmalarının da etkisi büyüktür. 2001 ‘de Güney Afrika’nın Sundovvns takımına karşı alınan galibiyetle El Ahli üç kupalı şampiyonlar arasına katılır. 2002 yılında Zamalek, 2003 ve 2004’te ise Nijerya’nın Enyimba takımı El Ahli’nin üstünlüğüne virgül koyar. Ancak 2005 ve 2006 yıllarında El Ahli genç yıldızı Muhammed Abutrika’nın golleriyle kupaya uzanır. Beş kez şampiyonluk yaşayan El Ahli, artık kupanın tartışmasız en başarılı takımıdır. Bu yıl Afrika Şampiyonlar Ligi, 26-28 Ocak tarihlerinde oynanan ön eleme maçlarıyla başladı. El Ahli ise bir sonraki turda karşısına çıkacak rakibini beklemek üzere ön elemeyi bay geçti. Mısır’ın devlerinin altıncı şampiyonluğu kazanıp kazanmayacağı Aralık ayına kadar sürecek zorlu bir mücadelenin sonunda belirlenecek. Kırmızı-beyazlılar favori ama işleri yine de kolay değil. Bu yıl da kupa kapanın elinde kalabilir. ?

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.