"Enter"a basıp içeriğe geçin

başka bir adamın yedeği

Tarih çoğunlukla yalnızca kazananları yazar. Ama anlatılan hikâye aslında kaybedenlerin hikâyesidir. Çünkü insan beyni kaybettiklerini ya da en azından kaybetme hissini asla unutmaz. İnsanın yaşama tutkuyla sarılması bile aslında onu kaybetmekten korkmasındandır. Futbola olan tutkumuz, acaba gerçekten ve tamamen zaferlerin tadından mı, yoksa midemize yumruk gibi inen yenilgileri unutamadığımızdan mı?


“Bilmemkaçıncı dakikada, üstelik Zidane oyundan çıkıyor. İnsanlar Ribery’i bekliyor, başkalarını bekliyor, senin dışında başka birini bekliyor, kim olursa olsun. Sen oyuna giriyorsun, insanlar ıslıklıyor. İşin garip yanı, stadyumda beni ıslıklayan insanlar tanısam çok seveceğimi bildiğim insanlar. Mahallelerinde sıradan hayatlar yaşayan, olağanüstü yetenekleri olmayan insanlar. Ben sahada onları savunuyorum. Politik olarak, sosyal olarak, ne derseniz deyin, ben onları savunuyorum. Belki bir paradoks ama beni ıslıklamaları onları savunmamı engellemiyor.?

Yıllar sonra bir gün İstanbul’da oynanan efsane Milan-Liverpool finalini izleyenlerin kenarda otururken görüp ?kimdi yahu bu herif?? diye soracakları ve ismini bir türlü doğru düzgün hatırlayamayacakları adam Vikash Dhorasoo. O günkü üzüntüsü bile anonim, Maldini’nin, Kaka’nın, Shevchenko’nun ağlayan yüzlerinin arkasında bir yerde, buğulu beyaz bir fonda bir uğultu sadece. Yine Almanya’daki Dünya Kupası’nda final maçının figürasyonundan yine Vikash sorumlu. Zidane’ın veda maçında ne oyuna giriyor, ne de Trezeguet gibi penaltılarda topu direğe vurup Raymond Domenech’in kara listesine. Yine de sessiz sedasız, kimsenin haberi olmadan tarihe izini bırakıyor Vikash. Büyük bir şey değil belki, bir çocuğun ya da bir sokak köpeğinin ıslak çimentoya ayağını basması ve artık kaldırımın tarihinin bir parçası olması gibi.

Substitute (Yedek), Vikash Dhorasoo’nun 2006 Dünya Kupası’nda Fred Poulet’ye birlikte çektiği filmin adı. Poulet turnuva başında Vikash’a Super 8 kamera kullanmayı öğretiyor, bir de ses kayıt aleti veriyor (?aynı anda çalıştır, çünkü Super 8 ses almıyor?). Filmde Vikash çoğunlukla yalnız, maç görüntüleri yok, başka oyuncular nadiren gözüküyor. Yakın zamanda izlediğimiz neredeyse pornografik sayılabilecek kadar takıntılı ?Zidane? belgeseli gibi oyuncunun ayaklarına, gözlerine doksan dakika boyunca bıkıp usanmaksızın zoom yapmıyor. Aksine tam bir genel plan belgeseli; Vikash, Fred’in çektiği görüntülerde hep atmosferin bir parçası, kendi çektiği görüntülerde ise zaten yok, tabii aynanın önünde durmuyorsa. Tıpkı Dünya Kupası’nda Zidane’ın arkasında durmadığı zaman insanların görmediği gibi.

“Millî takımı bırakıyorum. Çağrılırsam reddetmem ama artık isteğim kalmadı. Bırakıyorum çünkü insanlar da artık benim orada olmamdan bıktı?.

Vikash, millî takımdan istifa etmişti, bir yıl sonra ise Paris St. Germain’de ?işine son verilecekti?. Yıldız olmaktansa sahada hayattan biri olmayı tercih etmişti, işine de öyle son verildi, ?kontratı fesh edilmedi?, kendisini stadyumda ıslıklayan fabrika işçisi gibi yol verildi kendisine. Bir yıl sonra Livorno’da futbolu bıraktı. Milan’da oynadı, Lyon’da oynadı, Bordeaux’da, Fransa Millî Takımı’nda oynadı ama hiç yıldız olmadı. Futbol kariyerinde yıllarca eşcinsellerin haklarını savundu ama seçimlerde destek verdiği Paris’in gay belediye başkanı Delanoe onunla tanıştığında doğma büyüme Normandiyalı Vikash’a Fransızca bilip bilmediğini sormuştu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın görünür olmayanlardan biriydi Vikash, tıpkı pek çoğumuz gibi. Kendi filminde bile diğerleri gibi hatıra fotoğrafları çeken biriydi, o kadar.

Vikash Dhorasoo hepimiz için oynadı, adını hatırlayamayalım diye. O yalnızca ?başka bir adamın yedeğiydi?, The Who’nun dediği gibi…

“1998’deki çocuklar kendilerini zafer konseptiyle meşrulaştırdılar. Ancak bir şeyleri bilme ve söyleyebilme hakkı yalnız onlara ait değil. Bu yüzden ben kaybeden Fransa’yı savunmayı tercih ediyorum. Ben başarısızlığa inanıyorum. Eğer 1998’dekiler iktidarı eline alacaksa, bu kaybedenlerin var olma hakkının olmadığı anlamına gelir.?

* Temmuz 2008’de verkac.org’da yayımlanan bu yazım 10 Şubat 2011 tarihli Taraf Gazetesi’nde yeniden yayımlanmıştır.

Tek Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.