"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sahi bu neyin kafası?

fener-carlos-arroyo_1125292Türkiye’deki futbol ortamının en fena taraflarından bir tanesi, ortada herhangi bir bağlam kalmamış olması. Futbol içinde gerçekleşen her şey herhangi bir anlam bütünlüğünün içinde olmadan havalarda uçuşuyor. Bunun sonucu, herkesin her şeyi istediği gibi yorumlayabilmesi. Oysa şeyleri perspektifine oturtsak tablo ortaya daha net çıkacak da bunu kim istiyor, tartışılır.

Sezon başında Beşiktaş’ın giriştiği transferleri eleştirmiş ve kulübün mâli yapısının transferlerle günü kurtarmayı değil yeniden yapılandırmayı gerektirdiğini savunmuştum. Bu transferlerden Olcay Şahan için yaptığım yorum ise aynen şuydu: “Beşiktaş Olcay Şahan’a yıllık 1 milyon Avro #FEDA etmiş. Artık Abbasağa Parkı’nda icra memurlarıyla çift kale oynarlar.”

Şimdi bu yorum, bazı Beşiktaşlı arkadaşlarca karşıma çıkarılıyor. Akılları sıra diyorlar ki, Olcay’a bu para veriliyor diye eleştirdin, bak Olcay Fenerbahçe’ye gol attı. Tek bir sorum olacak; bu iki gerçeklik arasında nasıl bir ilişki var? Beşiktaş’ın Olcay’a verecek parası olmamasıyla, Olcay’ın gol atması birbiriyle nasıl bağlantılı olabilir? Normal bir dünyada olamaz, ama bizim futbol ortamında olabiliyor.

Kulüplerin bilançolarının yorumlanması konusunda uzmanı net verilerle konuşmuşken benim ahkâm kesmem terbiyesizlik olur; o yüzden devam etmeden lütfen Kerem Akbaş’ın şu yazısına bir göz gezdirin: http://www.hayatimfutbol.com/2013/02/01/dort-buyuklerin-bilancolari/

Yazıdan da anlaşılacağı üzere Beşiktaş’ın durumu çok parlak değil. Negatif öz sermaye meselesi sermaye arttırımıyla çözülmeye çalışıldı ama tablo hâlâ düzlüğe çıkmaktan epeyce uzak. Bunun sorumluluğu şu anki yönetime aittir, değildir, o ayrı mesele. Sonuçta bu yönetime eski yönetimle yasal yollardan hesaplaşma yetkisi verildi. Yönetim de şu anki görevine koşulları bilerek geldi. Sorumlu davranmak zorundalar.

Beşiktaş şu an, şu veya bu nedenle hâlâ zarar eden bir kulüp. Yani iki yaka bir araya gelmiş değil. Gelir mi orası da belirsiz. Ama şu var, sistemsiz bu işin olma ihtimali yok. Bir futbolcu alırsın, oynar, sonra bedelsiz başka kulübe gider. Yeri gelir senin para ödeyerek alıp pişirdiğin oyuncuyu, ezeli rakibin senden bedavaya alıp oynatır. Kendi üretimin olmadan tüketime devam ederek borç kapatılmaz. Mesele budur. Bunun hiçbir yerinde “Olcay derbide gol atamaz” yazmıyor. “Sen limiti dolmuş kredi kartıyla havyar alamazsın” yazıyor.

Taraftarın bu durumun farkında olmamasının ya da bu durumun umrunda olmamasının çok basit bir nedeni var. Türkiye’de büyük kulüpler yaptıkları mâli yanlışların ceremesini çekmezler. Onu “küçük kulüpler” yaşar. Çünkü Türkiye’de büyük kulüpler devlet himayesindedir. Kimse onların batmasına izin verip de insanları uykusundan uyandırmaz. O yüzden ne şike yapan küme düşer, ne borç takan iflas eder.

Bu böyle farazi bir şey de değil. Kanunda yeri var. Dört büyük kulüp ve bir-iki tane başka kulüp “kamu yararına çalışan dernek” statüsünde. Bu sayede anormal vergi muafiyetlerinden yararlanarak on milyonlarca dolar çıkar sağlıyorlar (ayrıcalıkların tam listesi burada). Bu ayrıcalıklar kulüplere Demirel ve Çiller hükümetleri döneminde sağlandı. Bu kadar büyük bir çıkarın karşılıksız olduğunu düşünmek saflık olur. Düzenli olarak her hükümet tarafından çıkarılan vergi aflarını hiç saymıyorum. Dahası bu sağlanan ayrıcalıklar sonsuza kadar sunulacak diye bir şey de yok. 17 Şubat 2010 tarihli Devlet Denetleme Kurulu raporunun 343. sayfasına bakıldığında spor kulüplerinin sağladıkları çıkarların karşılığını verebilmek için daha çok efor sarf etmeleri gerekeceğini anlamak mümkün.

Eğer Türkiye’de büyük kulüpler, sahip oldukları politik değer nedeniyle her dara düştüklerinde devlet tarafından çekilip alınmasalardı, taraftar da bu transferlerin monopoly parasıyla yapılmadığını belki anlayabilecekti. Şu anki durumda anlayamıyor. Ha, bu durumun bedelinin nasıl ödendiğini de anlayamıyor, ama yaşıyor. Polis üstüne biber gazı sıkınca ertesi gün elinde çiçek polisten özür dilemeye gidiyor. Kendi kulübünün yönetimi, 6222 gibi taraftar karşıtı bir yasaya, elektronik bilet gibi bir fişleme uygulamasına destek veriyor. Çünkü hayatta hiçbir şey bedava değil, her şeyin bir bedeli var. Günü geliyor ödeniyor. Taraftar ekonomik olarak kulüplere, kulüpler ekonomik olarak devlete ve sermayeye bağımlı olunca son kertede ipleri kim tutuyor tahmin edin. Olcay derbide gol attı diye kulübün borçları azaldı sanan insandan fazla şey mi istemiş olurum bilmiyorum ama bir düşünün bakalım; Sakaryaspor, Göztepe, Aydınspor, Malatyaspor, Kocaelispor şak diye batarken, kayyuma düşerken bu kadar borca rağmen Beşiktaş niye batmıyor?

Geçen sene de aynısı oldu. Beşiktaş taraftarı içinde bulunulan koşulları kafasına takmayıp Demirören sermayesiyle gelen basketbol şampiyonluğunu kutladı. Yapılan eleştirilere “Telefona bak, Carlos Arroyo” diye cevap verdiler. Bugün Arroyo nerede söylemeye gerek var mı? Ders alınmadıkça bunlar daha çok olacak, hep olacak. O bedel şimdilik iflasla ödenmiyorsa, başka türlü ödendiği içindir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 Yorum

  1. Tsimisce Tsimisce 05/03/2013

    Sizin gibi boş romantik solcular da hiç çekilmiyor. 

    • Dağhan Irak Dağhan Irak 06/03/2013

      Oysa ki sizin bu yorumunuz tüm entelektüel derinliğinizi ortaya koymuş 🙂

  2. SENN SENN 06/03/2013

    peki ne yapmalıydı tüm takımı a2 takımdakilerden 2000 lira maaşla mı oynatmalıydı komik olmayın he bunu iddia ediyorsanız buyrun Emre Özkan ? He birde gs nin borcu bjkden fazlaymış ünal aysalın dediğine göre Amrabat, Krasic 8 m? olcay şahan 800.000? bonservis? birde sadece derbide gol amış gibi konuşmanız apayrı bi durum:)

    • daghanirak daghanirak 06/03/2013

       “komik olmayın” diye başlayan bir diyalogtan ne çıkar bilemiyorum ama ne yapmalıydı kısmı yazının içinde var. Dört kulübün bilançosu ortadayken, rakamları bırakıp “Ünal Aysal’ın dediğine göre”den hareket edeceksek işimiz var.

      Bakın anlayabilesiniz diye tekrar tane tane söylüyorum. Fenerbahçe’nin ve Galatasaray’ın daha pahalı futbolcu almış olması Beşiktaş’ın iflasın eşiğinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Olcay her maçta on beş gol de atsa Beşiktaş şu an senelik bir milyon avroya oyuncu oynatabilecek durumda değil. Öbür kulüpler de kötü yönetiliyor ya da Olcay iyi oynuyor diye Beşiktaş’ın kasasında birden bire para birikmiyor. Uçan kuşa borcu olan ve zarar etmeye devam eden bir kulüp bu. Bugün Beşiktaş dünyanın başka bir yerinde olsa elli kere iflas etmişti. Beşiktaş’tan daha iyi durumdaki bazı Anadolu kulüpleri bugün kayyumda. Gelip hâlâ yok “boş romantik bilmemne”, yok “komik olmayın”. Önce bir “iflas” nedir, ne demektir onu bir belleyin, sonra gelin buraya yorum yapın.

      • SENN SENN 08/03/2013

        T.C deki sistemde 3 büyüklerin batmasını beklemek zaten romantiklikdir bana göre ligde kazandığın her maç için bonus para alıyorsun yaklaşık 1M TL maliyet/fayda hesabını ona göre yapmalı bir de geçen sezonki basketbol örnek vermek apayrı BJKnin kasasından mı çıktı 8M $ Gsnin geçen sezonki bilançosuna baktınız mı peki?

        • Dağhan Irak Dağhan Irak 08/03/2013

          ciddi bir okuduğunu anlama sıkıntısı çektiğinizi düşünüyorum. Türkiye’de büyük kulüplerin iflasının devlet tarafından engellendiğini savunan bir yazının altına “T.C deki sistemde 3 büyüklerin batmasını beklemek zaten romantiklikdir [sic] bana göre” yorumunu yapmanızı,  “Fenerbahçe’nin ve Galatasaray’ın daha pahalı futbolcu almış olması Beşiktaş’ın iflasın eşiğinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor.” yorumuna ise “Gsnin geçen sezonki bilançosuna baktınız mı peki?” diye cevap vermenizi ben başka bir şeye bağlayamıyorum. Karşımdakinin anlatmaya çalıştığım şeyi ısrarla anlamamak istediği bir tartışmayı sürdürmemin de pek bir anlamı yok. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.