"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kadının fendi, önyargıyı yendi

Cristiano Ronaldo?yu düşünün. Antrenmandayken erken çıkmak için izin istediğini, çünkü kaportacıdaki işine yetişmesi gerektiğini. Ya da Ribery?nin Avrupa Şampiyonası?nda geçen günler için ofisboy olarak fazla mesai yaptığını. İnanılmaz geliyor değil mi? Oysa kadın futbolcular için bu hayatın gerçeği. Yeşil sahalarda her geçen gün daha üst düzey bir mücadeleyi sergileyen kadınlar, dünyanın iki ülkesi (ABD ve İsveç) haricinde amatör sporcu statüsünde ve para kazanmak şöyle dursun, çoğu kez kendi masraşarını kendileri ödüyor. Her gün ?Kadınlar futbol mu oynarmış?? ön yargısıyla boğuşmak zorunda olmaları ve basının ilgisizliği de cabası. İşte Finlandiya?da düzenlenen Euro 2009, bu kadınların hikâyesiydi.

Futbol, bir erkek sporu olarak bilinir. Bunun nedenini, yıllardır bu sporu yalnızca erkeklerin yapmış olması olarak göstermek mümkündür. Ancak futbolu tüm dünyaya yayan İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelere biraz daha yakından bakıldığında, kadınlar futbolunun neden geri kaldığıyla ilgili bir gerçek ortaya çıkar. Örneğin İngiltere?de 1920?lere kadar kadınlar maçları 15 bin futbolseveri tribünlere çekebilmektedir. Ancak bu birilerini rahatsız etmiş ve 1921?de kadınlar futboluna getirilen yasak İngiltere?de tam 50 yıl sürmüştür. Fransa?da ise Nazi işbirlikçisi Vichy Hükümeti benzer bir yasağı gündeme getirmiş ve bu yasağın kaldırılması da ancak 1970?li yılları bulmuştur. Şu an kadınlar futbolunda dünyanın bir numarası olan Almanya?da ise 1955?te başlayan yasak yine 1970?te sona ermiştir. Açıkça görülmektedir ki, futbolun erkek sporu olması bir tesadüf değil, aynı yıllarda büyük futbol ülkelerinde kadınlar futboluna karşı açılan bir savaşın sonucudur. Kadınlar futbolunun zincirlerini kırması, ancak 1968 Hareketi?nin başını çektiği özgürlük dalgasıyla mümkün olabilecektir.

Kadın futbolu 40 yaşında
Milâdı 1970 olarak alırsak, kadınlar futbolu önümüzdeki yıl 40 yaşını dolduracak. Erkekler futbolunun 40. yılının aşağı yukarı 1920?lere denk geldiğini ve o yıllarda oynanan futbolu düşünürsek, kadınların daha hızlı ilerlediği kesin. Kadınların fiziksel olarak erkekler kadar üstün olamayacağı savı hep kadınlar futbolunun önüne bir taş olarak kondu. Oysa bu sav çok anlamsız. Zira kadınların bir gün erkeklerle oynayıp onları yenmek gibi bir hedefleri yok. Yalnızca erkeklerle aynı koşullara sahip olmak ve onların gördüğü kadar saygı görmek istiyorlar.
Teniste ya da voleybolda kimse kadınların fiziksel özelliklerinin erkeklerinki gibi olmamasını önemsemiyor. Kadınların erkeklerin fizik üstünlüğüne sahip olmaması normal, ama kadınlar futbolu eğer şu an bulunduğu koşullardan biraz daha iyisine bile kavuşursa, en azından futbolcular futbol dışındaki işlerini düşünmek zorunda kalmazsa, daha şimdiden görmeye başladığımız bazı özellikler bu eksiği kapatabilir.

Fedakârlık ve tutku
Kadınlar futbolunun neden çekici olabileceğini İtalya Millî Takımı?nda izlediğimiz Pamela Conte şöyle anlatıyor: ?Günümüzde erkekler futbolu dibine kadar endüstriye batmış durumda. Oysa kadınlar futbolu fedâkarlık ve tutku üzerine kurulu. Biz o sahaya çıkarken kendimizden bir şeyler vererek çıktığımızın farkındayız.? Yine de kadınlar futbolu için kara bir tablo çizmenin gereği yok. Zira yıllarca akıntının tersine kürek çekerek bu sporu yaşatmaya çalışanlar, yavaş yavaş emeklerinin karşılığını almaya başladı. Özellikle Michel Platini?nin UEFA Başkanı olmasıyla beraber kadınlar futbolu Avrupa?da büyük dönüşüme girdi. İlk kez 17 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası?nın düzenlenmesi, kadınlar futbolunun Grassroots metinlerine girmesi, tüm ülkeleri altyapıda harekete geçmeye zorluyor. Üstyapıda ise bu yıl ilk kez Şampiyonlar Ligi düzenlendi ve bu yıl ilk kez 12 takımla oynanan Euro 2009 da Avrupa?da düzenlenmiş en iyi kadınlar futbol organizasyonu olarak hatırlanacak.

Litmanen?den açık destek
Üç grupta dörder takımla oynanan şampiyona, Finlandiya?nın dört şehrinde (Helsinki, Turku, Tampere, Lahti) ve beş farklı stadyumda yapıldı. Evsahibi Finlandiya, özellikle dolu tribüne oynamaya alışkın Almanya tarafından eleştirildi ama bu durum haricinde dört dörtlük bir organizasyon sergiledi. ?Dişi Puhu Kuşları? lakaplı evsahibi ekibin Helsinki Olimpiyat Stadyumu?ndaki maçları yer yer 20 bin kişiyi tribüne çekerken, takımın çeyrek finale yükselmesi, ilk günlerde İsveç-Finlandiya atletizm buluşmasının gölgesinde kalan turnuvayı Finlandiya basınında da öne çıkardı. Özellikle annesi futbolcu olan ve küçükken annesinin takımının maskotluğunu yapmışlığı da bulunan Jari Litmanen?in verdiği açık desteğe erkek millî takımı teknik direktörü Stuart Baxter ve kaptan Jonas Kolkka?nın da eşlik etmesi, çeyrek final öncesi ?puhu kuşları?nı uçuşa geçirdi.

Müthiş çekişme
Gruplarda ilk ikinin yanı sıra en iyi iki üçüncünün de çıkması son güne kadar yaşanan heyecanı gündeme getirdi. A Grubu?nda son maçta Hollanda?yla berabere kalsa gruptan çıkacak Danimarka, 2-1 yenilince son güne kadar bekledi ama turnuvadan elendi. Bu gruptan ilk iki maçını kazanan Finlandiya ile tam bir ?catenaccio? oynayan ve defansif futbolu nedeniyle eleştirilen Hollanda çıktı. Bu gruptaki diğer takım ise Ukrayna?ydı. Oyuncularının büyük bölümü Rus takımlarında oynayan Ukrayna, fizik mücadelesiyle dikkat çekse de tecrübesizliğinin kurbanı oldu ve ilk kez katıldığı turnuvadan erken elendi.

B Grubu?nda Almanya, ilk maçında favorilerden Norveç?i 4-0, ikinci maçında da bir diğer güçlü ekip Fransa?yı 5-1 yenince gözler ikincilik mücadelesine çevrildi. Asıl olarak kendi evinde yapılacak 2011 Dünya Kupası?nı hedefleyen ve bu nedenle geçmişte çok başarılı olmuş U17 ve U19 kadrolarından takviyeler yapan Almanya, pek öyle karşı konulabilecek gibi değildi. Teknik Direktör Sylvia Neid?la anlaşmazlığından dolayı üç senedir takımda oynamayan ama Duisburg?da harika bir sezon geçirerek UEFA Kupası?nı kaldıran Inka Grings?in de takıma iştahlı geri dönüşüyle beraber Almanya, ?panzerler? lakabını sonuna dek hak ediyordu. Turnuva öncesi çok ciddi bir kriz yaşayan ve ülkenin şampiyonu Röa?nın beş oyuncusunun boykotuyla eksik kalan Norveç ise gencecik bir kadroyla gelmişti ve ilk maçta geçirdikleri şoku zamanla atlattılar. Fransa ise turnuvanın en teknik takımlarından biri olarak öne çıktı. 2003?te U19 takımını Avrupa Şampiyonu yapan Bruno Bini?nin kendisiyle beraber bütün takımı A millîye çıkarmasıyla çok uyumlu ve göze hoş gelen bir takımdı Fransa. Özellikle Camille Abily, Elodie Thomis ve ?Zidanette? lakaplı Cezayir-Marsilya kökenli Louisa Necib, Fransa maçlarını seyre değer kıldı.
Bu grubun sonuncusu İzlanda ise belki yaptığı acemice faullerin sayısını azaltsa bir şans sahibi olabilirdi. Ancak çok fazla penaltı ve serbest vuruş verdiler, bunun cezasını da elenerek çektiler.

C Grubu, aslında turnuvanın en büyük üç favorisinden ikisinin, İsveç ve İngiltere?nin rahat çıkacağı bir grup gibi gözüküyordu. Ancak İtalya ilk maçta İngiltere?ye çelme takıp, Rusya da İsveç?i zorlayınca durumun öyle olmayacağı çabuk anlaşıldı. İngiltere-Rusya karşılaşması kuşkusuz bu turnuvanın en güzel maçıydı. Rusya?nın 2-0 öne geçtiği, ancak sakat sakat oynayan Kelly Smith önderliğindeki İngiltere?nin geri dönerek 3-2 yaptığı maçın ilk yarısında kaleye 30 isabetli şut atıldı. Kelly Smith?in kalecinin degajını kontrol ederek orta sahadan attığı gol ise efsane olacak cinstendi. Diğer tarafta ise İsveç kendi performansını bulmakta zorlansa da iyi geliyordu. Bu yıl Algarve Kupası?nda Almanya?yı yenen ve bu yıl kupayı alabileceğine inanan kuzey ekibi, kuranın şanssızlığına uğradı ve Almanya?yla finalden önce eşleşme riskiyle baş başa kaldı. İtalya ise mücadeleci futboluyla herkesin beklentisini boşa çıkardı ve gruptan ikinci çıktı. Her ne kadar Porace?nin sürüklediği ve iki kez final gören 1995 jenerasyonu kadar etkili olamadılarsa da iyi günlerinde herkesi yenebileceklerini kanıtladılar. Ancak şanssızlıkları çeyrek finalde Almanlarla eşleşmek oldu. Bu gruptaki son takım olan Rusya?nın şansını ise öne geçtiği İngiltere maçından puan çıkaramamak belirledi.

Seyirci rekoru
Çeyrek finallerin ilkinde Finlandiya ile İngiltere karşılaştı. Tüm maçlarında gol atan ve gol yiyen İngiltere, bu maçta da öldü öldü dirildi ama 3-2 kazanmayı başardı. Özellikle Eni Aluko?nun santradan alarak tüm Fin defansını çalımladığı ve topu ağlara gönderdiği üçüncü gol unutulmazdı. Aluko maçtan sonra bu golü şöyle yorumladı: ?Hayatımda attığım en güzel gol. Muhtemelen daha iyisini bir daha atamayacağım.? Hollanda ile Fransa arasındaki çeyrek final ise tam bir taktik savaştı. Defans oynattığı için Hollanda Futbol Federasyonu tarafından bile eleştirilen Vera Pauw, Fransa?nın gol silahlarını kilitledi ve maçı penaltılara kadar götürdü. Penaltılarda Anouk Hoogendijk son sözü söyleyince, Hollanda ilk kez katıldığı turnuvada yarı finalist oldu. Bu maç Hollanda?da tam 1.2 milyon seyirci tarafından izlendi ve Eurosport kanalının Hollanda?daki izleyici rekorunu kırdı. Bunun üzerine o güne kadar turnuvaya mesafeli duran kamu kanalı NOS da yarı finali yayınlayacağını açıkladı. Ama takım için asıl sevindirici haber federasyondan geldi. Hollanda Futbol Federasyonu, millî oyuncuların İngiltere?deki gibi kontrata bağlanacağını ve federasyondan maaş alacaklarını açıkladı. Böylelikle artık futbol dışında bir şey düşünmek zorunda olmayacaklardı.

Turnuvanın sürpriz ekibi İtalya, Almanya?yı durdurmak için çok uğraştı. Ancak turnuvanın gol kraliçeliğini gözüne kestiren Inka Grings, iki gol vuruşunda şapkadan tavşan çıkarınca, İtalya kendini bir anda 2-0 geride buldu. İtalyanların tecrübeli golcüsü Patrizia Panico farkı bire indirdikten sonra İtalya çok uğraştı ama babası İtalyan olan ve çok iyi İtalyanca konuşan Alman kaleci Natze Angerer?i geçemedi. İki İskandinav takımını karşı karşıya getiren son çeyrek finalde kesin favori İsveç gibi gözüküyordu. As oyuncularının pek çoğunu yitiren Norveç için çeyrek finale gelmek bile başarıydı. Herkesin gözü Almanya-İsveç yarı finalinde, nam-ı diğer erken
finaldeydi. Ancak turnuva sonunda görevi bırakacak Bjarne Berntsen?in kendi oluşturduğu genç kadroyla başka planları vardı. Norveç Teknik Direktörü, İsveç?in en önemli kozları Lotta Schelin ve Viktoria Svensson?u kilitledi. Durduramadığı tek oyuncu olan genç Kosovare Asllani?nin de devre arasında oyundan çıkması, Norveç?in ekmeğine yağ sürdü. Kontrataklarla çok iyi gelen Norveç, sahadan 3-1?lik galibiyetle ayrıldı ve Almanya?nın rakibi oldu. İngiltere?yle Hollanda?yı karşılaştıran yarı final, ?portakallar?ın Fransa maçının tekrarı gibiydi. Pauw, İngilizlerin yıldızları Carney ve Aluko?yu durdurdu, Kelly Smith?i ise en azından durdurmaya çalıştı. Ancak uzatmalarda sürpriz golcü Jill Scott, 2-1?le İngiltere?yi finale taşıdı.

Almanya-Norveç maçı ise gruplardaki 4-0?ın rövanşı olma özelliğini taşıyordu. Norveç maçta erken öne geçti ama üstünlüğü koruyamadı. Norveç?in 19 yaşındaki süper yeteneği Cecilie Pedersen?in ayağının dışıyla attığı müthiş şutları ise Angerer çelmeyi başardı. Almanlar turnuvaya yedek başlayan üç oyuncusu Laudehr, M?Babi ve Bajramaj?la üç gol buldu ve finalist oldu.

Sonunda Almanların kazandığı oyun!
Final iki farklı karakteri temsil ediyordu. Kazanmaya alışkın ve güçlü bir kadınlar futbol altyapısına sahip Almanya ile Teknik Direktör Hope Powell?ın zor şartlarda sıfırdan var ettiği, inanılmaz savaşan İngiltere. Maçın çekişmeli geçmesi mümkün gözüküyordu. Zira bu turnuvada Almanlar gol atınca çökmeyecek tek takım İngiltere?ydi. Öyle de oldu. Tüm zamanların en iyi oyuncularından olan ama bu turnuvada gol atamamaktan kaynaklanan bir bunalım yaşayan Birgit Prinz iki kişinin arasında topa vurduğunda dakikalar 20?yi gösteriyordu ve Prinz?in üç haftadır ilk kez yüzü gülüyordu. Bundan iki dakika sonra Melanie Behringer?in ceza sahasının dışından köşeye taktığı topa da bir şey yapılamazdı. Bir anda 2-0 olmuştu. Ancak Almanların galibiyet sevincinden önce düşünmeleri gereken bir nokta vardı; Kelly Smith?in varlığı. Santradan sonra Smith topu aldı, sevdiği gibi aut çizgisine kadar indi, iki kişiyi geçti ve topu kalecinin bacaklarının arasından arka direkteki arkadaşı Carney?ye gönderdi. Carney topu boş kaleye bırakırken asistin gerçek bir sihirbaz tarafından yapıldığının farkındaydı. İlk yarı 2-1 bitti.

İkinci yarıya Almanlar yine golle başladı. Karambolde seken topu henüz lise öğrencisi olan ve U19?da santrafor olarak oynayan ön libero Kim Kulig ağlara gönderdi. Bu golün ardından ise sihirbaz yine sahnedeydi. Ceza sahasında topu aldı, döndü ve ayağının içiyle kalecinin uzanamayacağı köşeye vurdu. Kelly Smith maçı bırakmıyordu. Ancak onun ve sakat dizinin de bir sınırı vardı. O sınırı Almanya çizecekti. Turnuvanın başından beri tam 6 sakat veren İngiltere yorulunca, Grings ve Prinz devreye girdi. Bu ikili üst üste üç gol buldu. İngiltere, çok iyi direndiği maçta 6 gol yemişti. 6-2?lik final Lineker?in 86?daki sözünü doğruluyordu. Futbol 22 kadınla oynanan ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundu. Kupa Platini?den bir başka efsaneye,
Birgit Prinz?e gidiyordu.

Avrupa?da 54 ülkede yayınlanan Euro 2009, kadınlar futbolu için gerçek bir gövde gösterisi oldu. Gollü geçen maçlar, ?sakatlanırsam milyon dolarlar gider? düşüncesi olmadan kıran kırana oynayan oyuncular, geri dönüşler ve inanılmaz hikâyeleriyle turnuva gelecek için çok umut verdi. Altyapı sistemini iyi kuran Hollanda ve İngiltere?nin, 1.5 milyon lisanslı kadın oyuncusuyla bir Grassroots destanı yazan Almanya?ya yaklaşması, Türkiye?nin de iyi bir
altyapı planlamasıyla kadınlar futbolunda var olabileceğini gösteriyor. Ülkemizde kadınlar Semahat Özdoğan Arslaner?le, Banu K. Yelkovan?la, Gülengül Altınsay?la ve diğerleriyle zaten futbolda başarıyla boy gösteriyor. Kararlılıkla yaklaşılırsa o meşhur marşı bir gün ülkemizin futbol sahalarında da duyabiliriz; ?Kadınlar vardır… Kadınlar her yerde…?

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.