"Enter"a basıp içeriğe geçin

Laiklik, sol, Birleşik Haziran ve Başlangıç

ManşetDerdimi anlatmaya başlamadan önce yine iki ön okuma ricam olacak. Bunlardan birincisi Birleşik Haziran Hareketi’nin Birinci Türkiye Meclisi kararları: http://birlesikhaziranhareketi.org/turkiye-meclisinin-1-toplanti-kararlari/ Diğeri ise Başlangıç’ın BHH’ye yönelttiği eleştiriler: http://baslangicdergi.org/baslangic-yazilari-n-12-baslangic-neden-birlesik-haziran-hareketinde-degil/

Her şeyden önce Türkiye solunun kendini yeniden tanımlama çabasını olumlu bulduğumu söyleyeyim. Reaksiyoner ve duygusal siyaset tarzına bu kadar açık olduğumuz bir dönemde, sol ne kadar mantık çerçevesinde kalıp, soğukkanlı davranırsa o kadar iyi.

Bunun yanı sıra laiklik tartışmasının sol içinde yeniden başlamış olmasını da son derece faydalı buluyorum. 28 Şubat sonrası dönemde militarist yönetime karşı oluşan tepki, liberal-muhafazakar ittifakıyla laikliği Kemalizmle iç içe geçirip dışlayan bir çeşit kültürel hegemonya doğurmuştu. Daha basit ifade etmek gerekirse, laikliği bırakın savunmak, telafuz etmek bile Kemalist olmaya eş değerdi. Şu son on senede bu süreç belki Kemalizmin otoriterliğinden kurtulmamızı sağladı ama karşılığında laik demokrasiyi kaybettik. Elimizde ne kaldığını şimdi görüyoruz. Dolayısıyla tekrar bir laiklik tartışması açmak gerekli.

Hem BHH’nin, hem de Başlangıç’ın metinlerinde laikliği yeniden tartışmaya yönelik bir çaba görmek mümkün. Özellikle Başlangıç metni, laiklikten ne anladığını açıkça ortaya koyuyor.

2 Yorum

  1. sarya sarya 06/01/2015

    bahsettiğiniz çoğu beyaz yakalı olan kitlenin varlıklı kültürel sermayesinden tam olarak kastınız nedir? Çok iyi niyetli soruyorum, kültürel sermaye kafamda çok soyut kaldı çünkü.

    • daghanirak daghanirak 06/01/2015

      kültürel sermaye, pierre bourdieu’nün ortaya attığı bir kavram. aile/okul/kurumlar/kültür ürünleri yoluyla edinilen toplumsal beceriler olarak özetleyebiliriz kabaca. mesela fransa’daki lise öğretmenleri; ekonomik sermayesi düşük, kültürel sermayesi yüksek gruplara sıklıkla örnek verilir. buradaki temel mesele, ekonomik sermayeyle kültürel sermayenin genelde orantılı olmakla beraber illa doğru orantılı olmaması. örneğin fakir bir anne de çocuğuna satranç oynamayı öğretebilir, ama bunu yapabilmesi için kendisinin de satranç bilmesi ve bunun önemli olduğu düşüncesinde olması gerekir.

      bizim içinde yaşadığımız dönemde kültürel sermaye sahibi pek çok grup, orta sınıftaki ekonomik statülerini kaybettiler küresel krizlerden dolayı. türkiye’de ise daha farklı bir durum var, türkiye’deki kültürel sermaye sahipleri toplumun sosyal ağlarından dışlanıp yerine yandaşlar yerleştirilmeye başlandı. mesela üniversiteler ve medya kuruluşları bunun çarpıcı bir örneğidir. bu insanlar bağlantılı olarak ekonomik olarak da yara aldılar, ki daha ekonomik krizi de var bu işin.

      kültürel sermaye konusunda yardımcı olabileceğini umduğum iki metin tavsiye edebilirim. https://www.marxists.org/reference/subject/philosophy/works/fr/bourdieu-forms-capital.htm ve http://istifhane.files.wordpress.com/2010/04/bourdieutemelkavramlar.pdf

      umarım yardımcı olabilmişimdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.