"Enter"a basıp içeriğe geçin

Nulfiya!..

Normalde bir ata verilebilecek dozda antibiyotik almak zorunda kalınca, Schalke 04-Manchester United maçının başlamasına yarım saat kala nakavt oldum. Uykudan kalkmam, tam da Kırmızı Şeytanlar’ın gol dakikalarına denk geldi. Hani ilk golü atan Ryan Giggs olmasa, Avrupa futbolunda bu sezon -maçlarını ?Belediye Stadı?nda oynayan Braga’yla beraber- tutunabileceğim tek dal olan Schalke’nin gümlemesine karşı çok fena hırçınlaşabilir, hatta çirkinleşebilirdim. Ama Giggs hakkında ters bir laf etmeye yeltenen olmuş mudur, olmuşsa da çarpılmadan hayatını sürdürebilmiş midir bilmiyorum, her halükârda benim haddime düşmez. Ryan Giggs, bu sahalarda top tepen ender ?reyiz? futbolculardan, haddimizi biliriz.

Lakin Schalke 04’e sempati duymamamı da kimse beklemesin. 1930’larda Naziler tarafından Alman işçilerine sempatik görünmek için Truva atı olarak kullanılan, ortalığı kasıp kavurduğu yıllardan sonra bir paçavra gibi kenara atılan bu kulüp, 1950’lerdeki tek şampiyonluk haricinde bugüne kadar başka bir Almanya şampiyonluğu görmedi. Belki de Nazi döneminin laneti bu, çünkü defalarca son hafta kaçırdılar şampiyonluğu.

1930’ların Schalke’sini şöyle anlatmak lazım, eğer tarih bugün Avrupa’da en çok kupa kaldıranlar listesinde lacivert-beyazlı kulübü Real Madrid’le başa baş anmıyorsa, bu o dönemde Avrupa kupası oynanmadığı için, yoksa Schalke’nin Berlin’de -Naziler Schalke’yi zorla Berlin’e taşımıştı- yenemeyeceği herhangi bir takım yoktu. Ama Schalke 04 seyircisinin bu takıma muhabbeti o dönem başlamıyor, o başarılardan kaynaklanan bir şey de değil. Günümüzde o yılları hatırlayan pek taraftar kalmadı zaten, kaldıysa da herhalde ?Nazi yıllarından aldığım hazzı hiçbir şeyden almadım? deyip ?ihbin, ihbin? diye gülmüyordur. Schalke 04’ü Schalke 04 yapan başka bir şey, gerçek bir ruh. Kaynağını her anlamda çok derinden alan bir ruh. Schalke, Ruhr Bölgesi madencilerinin takımı ve insanoğlunun yaşadığı çok az fenomen, yerin dibinde canını ortaya koyarak çalışan insanların dayanışması kadar sahici ve özel olabilir. Schalke 04’e gelen yeni transferlerin madene indirilmesi, gelen en büyük yıldızların eline bir parça kömür verilmesi bundandır. ?Kimin için oynadığını asla unutma, sen dünyanın en büyük yıldızı bile olabilirsin, ama karşında dünyanın en asil emeği var? demektir.

İşte 50 sene şampiyonluk göremeyen Schalke’yi her hafta sonu 60 bin kişiye kapalı gişe oynatan bu ruhtur. Schalke 04’ü (null-vier), 05 (null-fünf) okudu diye dünya sempatiği Carmen Thomas’a gönül koyduran sevgidir bu. Bu sevgi, kulübün son dönemde yaptığı milyon dolarlık sponsorluk anlaşmasından ya da getirdiği dünya yıldızlarından ileri gelmez. Raul gibi bir diğer ?reyiz?i yüz elli yıl Real’de oynadıktan sonra yarım sezonda tribünde Schalke’lilerle üçlü çekme noktasına getiren o müthiş ?aura?dır bu. İyi ki vardır, iyi ki bizi futbolda hâlâ başarıya ve güce tapmaktan, her daim olması gerekenden iki beden küçük takım elbise giyen ve alternatif bir evrende alayımızı Marslılara satabilecek “Homo Pragmatus”lardan fazlası olduğuna inandırmaktadır.

O yüzden Giggs üstad bizi rüyadan öperek uyandırsa da, Nulfiya efendim, Nulll-Fiyaaa!!!

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.