"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sıradan insan olmak gazeteciye yetmeyince

nejjjHaftalık bir medya eleştiri köşesinin, misal bizimkinin, Perihan Mağden?in Münevver Karabulut?un intihar eden katili hakkında yazdığı ve muhtemelen bunu yaparak çok zekice bir iş yapmaktan emin olduğu yazısını konu etmesi beklenebilirdi. Doğrudur, Mağden?in yazısı esas ve usul bakımından Antimedya Gazete?nin alanına girmektedir. Lakin, dikkat çekmek için yazıldığı -yazarın son dönemdeki diğer yazılarına bakarak da- anlaşılabilen bu yazıya Evrensel?in kıymetli bir yarım sayfasını ayırmak, haydi benim gibi bir boş gezenin boş kalfasının vaktine eziyet değilse de, bu gazeteyi var eden basın işçilerinin emeğine ve fedakarlıklarla gazeteyi alan okuyucunun aklına hakaret olurdu. Perihan Hanım?ın lüzumsuz ve giderek banalleşen değişik olma çabası zaten durduk yere hiç iktiza etmediği bir ilgiyi üzerinde topladı. Biz de köşenin şimdiye kadarki kısmında haybeden iki kez Perihan Mağden (üç) demiş bulunuyoruz. Bu da ona yetmezse, güzelleme yapacak başka bir ?kader kurbanı? mutlaka bulacaktır. Nasılsa kendi deyimiyle ?vijdan kuaförlüğü?nde eleştirdiklerinden tek farkı fön çekmek yerine topuz yapması.

KADRİ BAĞDU VE SUPHİ NEJAT AĞIRNASLI

Bu hayli gereksiz girizgahtan sonra, hafta içinde hayatını kaybeden ve bu köşede anılmayı fazlasıyla hak eden iki isimden bahsedelim. Bunlardan 17 yıldır dağıtımcılık yapan ve Adana?da Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin dağıtımını üstlenen Kadri Bağdu, 1990?lı yılların kontra cinayetlerini anımsatır şekilde motosikletli saldırganlarca ensesinden vurularak hayatını kaybetti. Yine geçen hafta, MLKP Militanı ve Sosyolog Paramaz Kızılbaş (Suphi Nejat Ağırnaslı) Rojava?da IŞİD?e karşı savaşırken öldürüldü.

Kadri Bağdu ve Paramaz Kızılbaş hakkında yazılan-çizilenleri, yapılan haberleri okurken gözümüze bir şey takıldı. Kadri Bağdu, yapılan pek çok haberde ?gazeteci? olarak anılıyordu. Kızılbaş ise özellikle ana akım medyada ?Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi? olarak kodlanıvermişti. Bağdu,
-tahmin edilebileceği üzere- ana akım tarafından görülmediği için onun hakkında yapılan mesleki hata arada kaynadı. Gazete dağıtımcıları, gazetenin editoryal üretiminde çalışmadığı için gazeteci sayılmıyor. Bağdu?yu gazeteci olarak tanıtmak görmezden gelinebilir bir hata. Ancak hakkında çok daha fazla haber yapılan, yazı yazılan Paramaz Kızılbaş hakkında yazılanlarla birleşince, medyanın ortak bir takıntısını ortaya koyuyor; birini olmadığı gibi gösterme ya da bir özelliğini öne çıkarma. Ana akımın, bir diğer deyişle Özkökizm?in takipçilerinin, ?Google?a rakip olan Türk? ya da ?trafik kazasında ölen güzel öğrenci? haberleriyle bu takıntının suyunu senelerdir çıkardığını biliyoruz. Ancak Bağdu ve Kızılbaş hakkında muhalif ve nispeten daha bağımsız medyada yazılan çizilende de aynı kokuyu almak mümkün.

GÜZELLEME UĞRUNA CİLALAMA

Mesela Cumhuriyet ve T24?ten köşe yazarı Aydın Engin, ?Suphi-Nejat-Ağırnaslı? başlıklı yazısına şöyle giriyor:

?Adı Suphi Nejat Ağırnaslı?dır.

Adında bir tarih yatar.?

Fenerbahçe Marşı?nın sözlerinden ödünç alınmış gibi duran bu girişten sonra da Engin, aynı makamdan devam ediyor:

?Suphi Nejat Ağırnaslı adını TKP kurucularından, soyadını onların izinde yürüyen dedesinden aldı. Boğaziçi Üniversitesinin en parlak öğrencilerindendi. Önünde pırıl pırıl bir gelecek uzanıyordu. Kobani?de IŞİD çetelerine karşı elde silah çarpışırken öldü. 30 yaşındaydı??

Şimdi burada bir duralım. 30 yaşında bir insan, hayatında yazdığını, savunduğunu pratiğe dökmek üzere Kobanê direnişine omuz vermiş ve hayatını bu uğurda kaybetmiş. Bu Aydın Engin?e ya da aynı teraneyi tutturan başka kalemlere niye yetmiyor? Başlı başına saygı duyulası bir fedakarlığı, güzelleme uğruna illa cilalamak gerekir mi? Suphi adı Mustafa Suphi?den, Nejat adı Ethem Nejat?tan gelmese daha mı az saygı duymamız gerekecekti? Dedesi TİP senatörü  olmasa ölümüne çok üzülmesek de olur muydu? Bir insanı adı-soyadı (ki onu değil, Paramaz Kızılbaş adını kullanıyordu) ve dedesinin kim olduğu gibi seçemeyeceği ve değiştiremeyeceği şeylerle olumlu-olumsuz yargılamak neyin nesidir? Ailesi ülkücü olup adını Mahmut Esat koymuş olsaydı mesela, kahramanlığı kabul olunmayacak mıydı? Benim rahmetli babam kumarbazdı mesela, Aydın Engin?in kantarında kaç gram gelirim? Hayır bileyim de, haddimi aşmayayım diye soruyorum.

?BOĞAZİÇİ?NİN PARLAK ÖĞRENCİSİ?

Hem sonra ?Boğaziçi Üniversitesinin en parlak öğrencilerindendi? nedir? İlkokul terk olsa ya da Boğaziçinde sene kaybederek okusa ne olacaktı? Belli ki kendisi bunun tek başına yeterli olduğuna inanmıyordu ki, teorik birikimini pratiğe dökmek için Kobanê?nin yolunu tuttu. Kobanê direnişçisi Paramaz Kızılbaş olarak (Ki kendi seçtiği ve Alevi-Ermeni halklarına selam eden bu isim de en az doğumunda konulan kadar anılmayı hak ediyordu) ölen bir insanı kendi isteğinin tersine ?Boğaziçi Üniversitesinin en parlak öğrencisi Suphi Nejat Ağırnaslı? olarak etiketlemek nasıl bir tutkunun ürünüdür? Aydın Engin ve diğerlerine Paramaz Kızılbaş?ın nesi eksik gelmiştir de, soslamak gerekmiştir?

Suphi Nejat Ağırnaslı, Paramaz Yoldaş olarak Kobanê?de öldü. Bir halkın direnişi için öldü, siz soyunu sopunu övün diye değil. Hayır, Kadri Bağdu da gazeteci değildi; dağıtımcıydı, aynı halkın haber alma hakkını sağlamaya çalışırken can verdi. Ağırnaslı?nın Paramaz Yoldaş, Bağdu?nun da Azadiya Welat dağıtımcısı olarak hayatını kaybetmesi nenize yetmiyor? İkisi de baş koydukları yolda ölmüş bu insanlara saygısızlık değil mi bu? Paramaz Kızılbaş?ın dedesi senatör, Bağdu gazeteci olmayınca popiniz mi düşüyor, tık mı alamıyorsunuz? Bu mudur?

KORAY ÇALIŞKAN?IN EKRAN GÖRÜNTÜSÜ

Güzellemeden yağ çıkarmanın jüri özel ödülünü Koray  ?Ben gazeteci değilim? Çalışkan?a vermeden yazıyı bitirmeyelim. Çalışkan, Ağırnaslı öldüğünde aslında Aydın Engin?in -haliyle- kendisinden daha usturuplu yapmaya çalıştığını yaptı. Cep telefonunda Ağırnaslı?nın numarasının ekran görüntüsünü alıp altına ?Öğrencimdi, aradım açmadı? gibisinden ağlak -bol RT alacak cinsten- bir şeyler döşenip Twitter?a koşturdu. Çalışkan?ın bu bodoslama hareketi, dürüstlükten ziyade mahiranelikten payını almamış olmaktan ve acıyı bir an önce sosyal kapitale tahvil etme hırsından geliyor tabii, ama bazen böylesi bir görgüsüzlük, kokmaz bulaşmaz bir rafine iki yüzlülükten daha mı iyi diye düşünmeden edemiyoruz.

ONLARI KAHRAMAN YAPAN…

Paramaz Kızılbaş ve Kadri Bağdu için bir güzelleme yapılacaksa eğer; doğru bildikleri yolda, hayatlarını çetelere karşı kaybettikleri için yapılsın. Çoğumuzdan, belki hepimizden cesur olabildikleri için. Sıradan bir direnişçi ya da sıradan bir dağıtımcı olarak öldülerse, bu ayıp değil, aksine onurlu bir yolda attıkları lalettayin adımlardı onları kahraman yapan.

Onlar devrimleri sıradan insanların, zincirlerini kırdıklarında yaptıklarını biliyorlardı. Güzelleme peşinde koşarken ölülerin üstüne yapıştıracak yaldızlı sıfat arayanların aksine…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.