daghaniraknoktakom

kişisel web sitesi

peki, siz neyin kulübüsünüz?

Dürüst başlamak istiyorum: Ben Emo’lardan hoşlanmıyorum. Müziklerinden, hayata bakışlarından en az ait oldukları çağdan sıkıldığım kadar sıkılıyorum. Dahası, İstanbul’da belli başlı toplaşma yerlerinden bir tanesi benim yan sokağım. Cumartesi gündüzleri canım örneğin Moda’ya yürümek isterse Vans reklamından fırlamış bir güruhu yarıp geçmek zorundayım. Üstüme kaynaksız depresyonları siniyor, sevmiyorum. Kendi ergenlik çağımda tiksindiğim grunge insanlarına (ki biz gringo derdik onlara) rahmet okutuyorlar.

Lâkin, şu son C bilmemne’yle B bişey’in kaybolma olayından sonraçıkan yazılar, beni bu yazıyı yazmaya itti.
Devamı…

bu yazıyı paylaş
[Facebook] [Faves] [Google] [MySpace] [Reddit] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]

2 Temmuz 2009 tarihinde saat 12:03 itibariyle yayınlandı, o zaman buralar dutluktu.




lan n’oldu?

…yurdunu sevmeli diyor babam.
benim yurdum ikiye bölünmüş ortasından,
hangi yarısını sevmeli insan?

Neşe Yaşın

Lütfen okumadan play’e basın. Kramp’ın aynı zamanda bu yazının başlığı olan parçası. Türkiye’de 12 Eylül’le ilgili yazılmış belki en güzel parça. Biraz benim hikayemi anlattığı için, biraz da harika bir parça olduğu için dinleyin istiyorum.
Devamı…

bu yazıyı paylaş
[Facebook] [Faves] [Google] [MySpace] [Reddit] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]

18 Haziran 2009 tarihinde saat 00:18 itibariyle yayınlandı, o zaman buralar dutluktu.




tüm renkler hızla kirleniyordu, birinciliği siyah-beyaza verdiler

Biz böyle değildik o zamanlar. Kendimize ait bir dünyamız vardı, kendi sevinçlerimiz, kendi üzüntülerimiz, kendi zaferlerimiz, kendi kayıplarımız… Büyüklüğümüzü başkalarıyla ölçmezdik o zamanlar, kendimiz gibi kalabildiğimiz kadar mutlu, mutlu olabildiğimiz kadar büyüktük. Sevinçlerimiz meydanlarımıza sığmıyordu, üzüldüğümüzde birbirimizin omzuna yaslanıyor, yine de başımız yere inmiyordu. Onuruyla yaşamanın yanında büyüklük neydi ki?

Zastava’larımızı alıp Jadranska More’ye iniyorduk o zamanlar. Denizin ruhu ciğerlerimizi doldurduğunda kartallar gibi özgürdük.

Devamı için:
http://pikniktedomivole.blogspot.com/2009/06/tum-renkler-hzla-kirleniyordu.html

bu yazıyı paylaş
[Facebook] [Faves] [Google] [MySpace] [Reddit] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]

13 Haziran 2009 tarihinde saat 13:56 itibariyle yayınlandı, o zaman buralar dutluktu.




vatanı tronşonistler’den kurtarırken

Bahar yerini yaza bırakmaya başlayınca bizim ev dayanılmaz oluyor. Hele akşam güneşi vurdu mu, salonda oturmak imkansız, insan kilo düşmeye başlıyor vallahi. Mecburen balkona kaçıyoruz, zaten küçücük ev, başka kaçacak yer yok; ya balkon, ya da küveti doldurup içine oturacağız. Balkonda hamak var onda yatıyorum, yere de kediye yer yaptım, başına güneş geçmesin diye başına su serpiyorum, o da orada yatıyor. Dayanılmaz değil ama yine de boğucu.

Bir gün yine böyle balkona serilmişken kapı çaldı. Ama böyle bir kapı çalmayı daha önce işitmiş değilim. Bir tarafta kibarca zile basılıyor, diğer taraftan sertçe kapı vuruluyor. Aksak ritmle ve sinir bozucu şekilde…
Devamı…

bu yazıyı paylaş
[Facebook] [Faves] [Google] [MySpace] [Reddit] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]

12 Haziran 2009 tarihinde saat 00:16 itibariyle yayınlandı, o zaman buralar dutluktu.




alengirli bir iş için dişli bir kiracı aranıyor

Hayatta her zaman sakin olmak gerekmeyebilir. Yani herkese karşı sakin olunması gerekli olmadığı gibi, bazen özellikle sukûnetle yaklaşılmaması gereken şahıslarla da karşılabilir insan. Böyle durumlarda insanın içinin içini yemesindense, karşısındakinin siniriyle uğraşmaya başlamasının elzem olduğunu düşünüyorum. En azından ben bunu yapmayı tercih ediyorum. İnfilak edeceksem de bunu birinin üzerinde gerçekleştiriyorum. Bir nevî psikolojik intihar bombacılığı.
Devamı…

bu yazıyı paylaş
[Facebook] [Faves] [Google] [MySpace] [Reddit] [Slashdot] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]

4 Şubat 2009 tarihinde saat 04:30 itibariyle yayınlandı, o zaman buralar dutluktu.