“Fena hâlde bayanlar millî takımı”*

28 Temmuz 2010 tarihinde yayınlandı. Kategori: futbol, gazete, sportif meseleler, taraf

Geçen hafta bu köşede kadınlar futbolundan bahsetmiş, yazının sonuna virgülü bu hafta bu kategorinin Türkiye’deki durumunu konuşmaya söz vererek koymuştum. Tam yeri, tam zamanıdır, başlayalım.

Dünya futbolunda iki önemli altyapı akımı var, kadınlar futbolunda da bu böyle. Birincisi, yetenek taramalarıyla elit futbolcu adaylarını tespit etmek ve bunları pilot takımlar hâline getirerek millî takıma dönüştürmek üzerine kurulu. Bu sistemin çok ciddi açmazları var. Çünkü altyapıdaki çocukları 13-14 yaşında geleceğin A millî takımı olarak görmek, üzerlerinde müthiş bir baskı yaratıyor ve onları rekabetçi spora erken başlatıyor. Bu koşulsuz başarı için yapılıyor. Alt yaş kategorilerinde şampiyon olup şişinmek için yani. Birileri kendi özgeçmişleri kabarsın diye çocukların futbol hayatını ziyan ediyor, ama olsun.
Devamını oku…

Yazdır Yazdır

25 Temmuz tarihli Pankart

25 Temmuz 2010 tarihinde yayınlandı. Kategori: pankart

Hayvan Hakları konusunu işlediğimiz ve Kürke Hayır Platformu’ndan Ezgi Aktaş’ın konuk olduğu 25 Temmuz tarihli Pankart’ı dinleyebilirsiniz.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Bölümü indirmek için: Pankart 25.07.2010

RSS feed: http://www.daghanirak.com/pankart.rss

Yazdır Yazdır

25 Temmuz Pankart’ının konusu Hayvan Hakları

25 Temmuz 2010 tarihinde yayınlandı. Kategori: pankart

Açık Radyo’nun punk-tarih programı Pankart’ın 25 Temmuz tarihli bölümünde havyan özgürleşmesi serimizin ikinci programını yapıyoruz.

Bugünkü programın konuğu Kürke Hayır Platformu‘ndan Ezgi Aktaş olacak. Konuğumuzla kürk endüstrisini, hayvan haklarını ve yapılan/yapılabilecek çalışmaları konuşacağız.

Bu haftaki Pankart’ın müzikleri de yine hayvan özgürleşmesini savunan Vegan Punk gruplarından gelecek.

Pankart, her Pazar 21-22 arası 94.9 Açık Radyo ve http://www.acikradyo.com.tr‘de…

PLAYLIST

LOS FASTIDIOS – CRUELTY FREE

GOLDFINGER – GET UP

HUMANIFESTO – OH MEAT IS FUN!

PROPAGANDHI – NAILING DESCARTES TO THE WALL

CONFLICT – MEAT MEANS MURDER

YOUTH OF TODAY – NO MORE

OI POLLOI – HUNT THE RICH

Yazdır Yazdır

“Bayanlar” ve bayanlar *

23 Temmuz 2010 tarihinde yayınlandı. Kategori: diğer yazılar, gazete, taraf

Erkeklerin Dünya Kupası, keçiboynuzu tadında bir finalle veda ederken sezonun en sevdiğim bölümlerinden birine geldik. 20 Yaş Altı Kadınlar Dünya Kupası, Almanya’da başladı. Kadınlar futbolunu çok seviyorum, hatta erkeklerin futbolundan daha da fazla. Neden derseniz kadınlar futbolu, futbolun hâlâ oyun olduğu dünyanın bir parçası. Dünyada yalnızca İsveç’te ve Amerika’da toplam iki profesyonel lig var ve orada kazanılan paralar erkeklerinkiyle kıyaslanmayacak kadar az. Kadın futbolcular, bu oyunu kendilerinden maddi-manevi fedakârlık ederek oynuyorlar. Topa girerken kafalarında “sakatlanırsam milyon dolarlar uçar” fikri olmadan, tutkuyla… Sabah antrenmana, öğleden sonra işe koşturmak erkek futbolcular için hayal bile edilemeyecek bir durum, oysa kadınlar için hayatın bir gerçeği. Ve tabii bir de en kırıcısı, hiçbir zaman ciddiye alınmamak var.

Kadın futbolcular için sürekli profesyonel erkek futbolcularla kıyaslanmak artık vaka i âdiyeden oldu. Bu karşılaştırma, aslında dünyanın en adaletsiz, en sinik karşılaştırması. Öncelikle kadınlarla erkekler futbolda hiçbir şekilde eşit olanaklara sahip değiller. Erkek futbolcular, kadınların maruz kaldığı zorluklarla uğraşmak zorunda olsaydı acaba ortalıkta kaç erkek futbolcu kalırdı? Mesela erkekler futbolu Batı’da 20. yüzyılın ilk yarısında kadınlarda olduğu gibi elli yıl yasaklı kalsaydı? Hâlâ tam profesyonellik olmasaydı ve düzenli antrenman yapılamasaydı?

Dahası, bu karşılaştırma çok saçma. Çünkü diğer spor dallarında kimse kadınlardan erkekler gibi olmalarını beklemiyor. Kadınların erkekler kadar sert şut atamamasını ya da onlar kadar hızlı koşamamalarını eleştirenler; teniste ya da voleybolda kadınların erkekler kadar hızlı servis atamamasını, atletizmde erkekler kadar hızlı koşamamalarını eleştirmiyor. Ama konu futbol olunca, kadınlara sürekli erkeklerle olan fizik farkları anımsatılıyor ve bu bir ayrımcılık argümanı olarak kullanılıyor. Çünkü futbol erkeklerin kendilerine ayırmakta kararlı oldukları bir alan, maçolar ülkesinin baş şehri. Bir kadın futbolcunun dediği gibi, “Erkeklerin kadınların futboldaki varlığını kabul etmeleri için, daha dar ve vücudu saran şeyler giyilmesi mi gerekiyor?”

Diğer taraftan kadınlar futbolundan öğrenebileceğimiz çok şey var. Kadınların oynadığı futbol, erkeklerinkine kıyasla çok daha kolektif ve egolardan çok daha muaf. Eric Cantona’nın “Arkadaşlarımıza güvenmezsek kayboluruz” sözünü hatırlayalım, bu belki de en çok kadınlar futbolu için geçerli. Kadınların oyununda esas olan mücadele, fedakârlık ve dayanışma. Endüstriyel futbolun son yirmi yılda budadığı, bizim de çok özlediğimiz değerler değil mi bunlar? İşte o yüzden seviyorum kadınlar futbolunu. Çünkü kadınlar futbolu, kapitalist dünyanın “Güçlü olan kazanır” amentüsüne karşı açılmış bir bayrak, başka bir futbol dünyasının hâlâ mümkün olduğuna dair bir umut ve erkek egemen yapıya karşı ciddi bir mevzi. Diğer spor dallarının birçoğunda da bu üç aşağı beş yukarı böyle. Kadınlar her alanda olduğu gibi sporda da mücadele etmek zorundalar.

Bizimki gibi erkek egemen zihniyetin bayrak sallayanlarının spor dünyasının tepesini, yani çeşmenin başını tuttuğu ülkelerde bu konularla ilgili başka tuhaf problemler de başgösterebiliyor. Mesela bizdeki “bayanlar” teranesi bu konuda literatüre geçecek cinsten. Dünyanın her yerinde “kadınlar” olan kategori bizde “bayanlar.” Neden? Çünkü vaktinde bizde birkaç aklı evvel, yarı aktif durumdaki iki buçuk gri hücresiyle “kadın”ın kaba bir kelime olduğuna hükmetmiş. Kadınların hiçbir yerde varlığına tahammül edemeyenler, “kadın” ismine de kafayı takmaktan geri durmamışlar. Bugün de onların takipçileri, birkaç yüzyıl öncesinden kulak tırmalamaya devam ediyorlar. Bu yazıyı yazarken, bir gazeteci arkadaşım Türkiye Voleybol Federasyonu’nun Kadınlar Ligi’ne “bayanlar ligi” denmesi için basın kuruluşlarına faks çektiğini aktardı. Memlekette kadınlar sporunu, altyapısını şirketlerin insafına bırakıp, mesele isme gelince efelenmek de bizim “spor adamları”na yakışırdı zaten.

Haftaya bu ‘içimizi bayan adamlar’ın kadınlar sporuna katkılarını konuşmaya devam ederiz. Özellikle Türkiye’de kadınlar futbolundaki tuhaflıklar, bahsedilmeyi ayrıca hak ediyor.

* 23 Temmuz 2010 tarihli Taraf Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

http://www.taraf.com.tr/daghan-irak/

Yazdır Yazdır

18 Temmuz tarihli Pankart

20 Temmuz 2010 tarihinde yayınlandı. Kategori: pankart

Hayvan Deneyleri konusunu işlediğimiz ve Veteriner Hekim Ali Battal’ın konuk olduğu 18 Temmuz tarihli Pankart’ı dinleyebilirsiniz.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Bölümü indirmek için: Pankart 18.07.2010

RSS feed: http://www.daghanirak.com/pankart.rss

Yazdır Yazdır